aslanpençesinin yan etkileri

28 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

İbrahim Saraçoğlu Aslanpençesi Kürü, Aslan Pençesi Kullanımı. Arslanpençesi kürü nasıl yapılır? Aslanpençesi kürünün faydaları nelerdir? Arslanpençesi kürü neye yarar? Aslanpençesi kürü, Meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanserlerine karşı önleyici ve koruyucu, başlangıç safhasında tedavi edici, ileri safhalarda ise büyümesini önleyicidir. Aslan pençesi nasıl kullanılır? Aslan pençesi otu, düz yapraklı ve testere dişli olarak iki çeşittir. İbrahim Saraçoğlu aslanpençesi kürü için hangi aslan pençesi otu kullanılmalıdır?

Aslan pençesi kürü ve faydaları

Meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanserlerine karşı İbrahim Saraçoğlu, arslanpençesi kürü öneriyor.

Aslan pençesi otu nedir?

Arslanpençesi memleketimizde arslankuyruğu, arslankulağı ve kırkbaş olarak da bilinmektedir.
Birbirlerinden tamamen farklı bu iki bitkinin bir tanesi benim üzerinde uzun yıllar araştırma yaptığım Leontice leontopetalum, diğeri ise Alchimilla vulgaris dir. Alchimilla vulgaris bitkisi, bayanların düzensiz regl dönemlerine karşı kullanabilecekleri bir bitkidir. Aynı zamanda hormon dengeleyici özelliği de vardır. Ancak, diğer özellikleri yoktur. Türkiye’de, birbirlerinden tamamen farklı olan bu iki bitkide “arslanpençesi” olarak bilinmektedir.

Aktarlarda maalesef her ikisi de aynı isim altında satılmaktadır. Satın alırken veya kendiniz toplarken kolayca ayırt edebilmeniz için, yapraklarının kenarlarına dikkat ediniz. Doğru olan Leontice leontopatalum’ dur. Her ikisinin de çiçekleri sarı renklidir. Ancak, benim bahsettiğim ve doğru olan arslanpençesinin yapraklarının kenarları düzgündür. Diğerinin (Alchimilla vulgaris) ise, yapraklarının kenarları ince testere dişlidir.

Dikkat: Burada anlatılan aslan pençesi kürü için, düzgün yapraklı aslan pençesi kullanılacaktır.

Aslan pençesinin faydaları, Arslan pençesi kürü ne işe yarar?
Arslan pençesi kürü Meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanserlerine karşı önleyici ve koruyucudur
Arslan pençesi kürü Belirtilen kanser türlerinin başlangıcında ise tedavi edici güce sahiptir
Arslan pençesi kürü Belirtilen kanser türleri ileri aşamada ise bunları da yavaşlatmaktadır.
Arslan pençesi kürü Menopoz dönemindeki bayanların stres, terleme, gerginlik, depresif, ruhsal sıkıntılı durumlarında (PMS) ve de hormonlarının dengelenmesinde mucizevi etki gösterir. Düzensiz olan regl dönemlerini de düzenler.
Arslan pençesi kürü Prostat fonksiyonları ve prostatın sağlıklı çalışması üzerinde çok olumlu etkileri vardır.
Arslan pençesi kürünün Böbrek fonksiyonları ve sağlıklı çalışması üzerinde çok olumlu etkileri var.
Arslan pençesi kürünün Prostat büyümesini önleyici özelliği mevcuttur.
Arslan pençesi kürü Genel olarak hormon dengeleyicidir.

Aslan pençesi kürü ve faydaları: Menopoz dönemi sıkıntıları için aslan pençesinin faydaları

Arslanpençesi, menopoz dönemindeki bayanlar için bulunmaz bir imkandır. Özellikle menopoz döneminde stres, uykusuzluk, gerginlik, ruhsal sıkıntı, sinirlilik, ruhsal değişkenlik, isteksizlik, sıcak basması, sebepsiz korku ve terleme nöbetleri gibi şikayetlerin ortadan kalkmasında arslanpençesi çayı çok büyük bir yardımcı ve destekleyicidir. Son yıllarda, her hangi bir yan etki ve risk göstermeyen bitkisel hormon tedavileri uygulanmaktadır. Bitkisel hormon tedavisinde alternatif olarak başarıyla kullanılan soya, kırmızı yonca (Trifolium pratense) ve Cimicifuga racemosa bitkileridir.

Aynı şekilde menopoz döneminde olmayan her yaştan genç bayanların ağrılı, ruhsal sıkıntılı, depresif ve gerginlik içinde geçirdikleri regl dönemleri için de arslanpençesi kürü bulunmaz bir yardımcıdır. Arslanpençesi kürünü uygulayanlar, kısa zamanda ne derece etkili olduğunu gözleyebilirler.

Aslanpençesinin faydaları: İyi huylu prostat büyümesine karşı aslan pençesi kürü

İyi huylu prostat büyümesini önleyebilmek için ve de sağlıklı bir biçimde prostat fonksiyonlarının çalışmasını sağlayabilmek için arslanpençesi kürü bulunmaz ve yeri doldurulamaz bir nimettir. Yılda bir iki defa uygulanacak olan brokoli kürü de gerek iyi huylu prostat büyümesine gerekse de prostat kanserine karşı güçlü bir önleyicidir.

Aslan pençesi kürü nasıl yapılır? Aslan pençesi nasıl kullanılır?Arslanpençesinin kullanma şekli:
Arslanpençesi kür olarak kullanılır. Başarı oranı çok yüksek olan bu bitkinin önerilen kullanma şekline göre uygulanması çok önemlidir.

1) Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini önleyici kür:
4 – 5 gram (yaklaşık bir tutam) kurutulmuş arslanpençesi kaynamakta olan yarım litre suyun içine atılır ve hafif ateşte 12 dakika sıcaklığını kaybettirmeden demlenir. Daha sonra süzülür ve soğumaya bırakılır . Demleme işlemi tamamlandıktan sonra mutlaka süzme işleminin yapılması gerekir. Kesinlikle demleme süresi tamamlandıktan sonra daha fazla kabın içinde bitkiyi bekletmeyiniz, süzerek bitkiyi ayırınız. Bir ay boyunca bir gün arayla (gün aşırı) bir su bardağı içilir. Bir aydan sonra 15 gün ara verilir. Onbeş günlük aradan sonra 6 ay boyunca haftada iki defa birer bardak içilir. Altı aydan sonra dönem dönem uygulanır.

2) Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini tedavi edici veya yavaşlatıcı kür:
Bu durumda hazırlanış şekli yukarıdaki gibi olup, sadece tüketim şekli farklıdır. Bir ay boyunca hergün bir su bardağı (yaklaşık 250 ml) içilir. Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra 6 ay boyunca haftada 4 gün bir bardak (yaklaşık 250 ml) içilir. Altıncı aydan sonra haftada bir veya iki defa içilir.

3)Menopoz dönemindeki bayanlar için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

4)Bayanların regli dönemlerinin rahat geçmesi için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

5)Bayanların kadınlık hormonlarını düzenleyici
4 – 5 gram (yaklaşık bir tutam) kurutulmuş arslanpençesi kaynamakta olan yarım litre suyun içine atılır ve hafif ateşte 12 dakika sıcaklığını kaybettirmeden demlenir. Daha sonra süzülür ve soğumaya bırakılır . Demleme işlemi tamamlandıktan sonra mutlaka süzme işleminin yapılması gerekir. Kesinlikle demleme süresi tamamlandıktan sonra daha fazla kabın içinde bitkiyi bekletmeyiniz ve süzerek bitkiyi ayırınız. 45 gün boyunca bir gün arayla (gün aşırı) bir su bardağı içilir. Her defasında taze olarak hazırlanması gerekir.

Aslan pençesi kullanımı için Dikkat edilmesi gerekenler
Arslanpençesi çayı kullanırken içimini kolaylaştırmak için herhangi bir şekilde tatlandırıcı veya başka bir madde kesinlikle ilave edilmez. Yemek yedikten bir saat sonra içilir. Arslanpençesi çayını hazırlarken kesinlikle 10 dakikadan fazla demlemeyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra süzülerek ayrılması gerekir. Hazırlanan arslanpençesinin arta kalanı buzdolabında en fazla 3 gün korunabilir. Üçüncü günden sonra kullanılmaz ve mutlaka taze olarak tekrar hazırlanması gerekir.

hava kirliliği etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Hava kirliliği; canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve/veya maddi zararlar meydana getiren havadaki yabancı maddelerin, normalin üzerindeki miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır. Bir başka deyişle hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmasıdır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek, yeryüzündeki canlı hayatı olumsuz yönde etkilenmektedir. küresel ısınma

Hava kirliliğini kaynaklarına göre 3’e ayırabiliriz;

1 – Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliği: küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri
Ülkemizde özellikle ısınma amaçlı, düşük kalorili ve kükürt oranı yüksek kömürlerin yaygın olarak kullanılması ve yanlış yakma tekniklerinin uygulanmasi hava kirliliğine yol açmaktadır.

2 – Motorlu Taşıtlardan Kaynaklanan Hava Kirliliği: küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri
Nüfus artışı ve gelir düzeyinin yükselmesine paralel olarak, sayısı hızla artan motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazları, hava kirliliğinde önemli bir faktör oluşturmaktadır.

3 – Sanayiden Kaynaklanan Hava Kirliliği: küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri
Sanayi tesislerinin kuruluşunda yanlış yer seçimi, çevre korunması açısından gerekli tedbirlerin alınmaması (baca filtresi, arıtma tesisi olmaması vb.), uygun teknolojilerin kullanılmaması, enerji üreten yakma ünitelerinde vasıfsız ve yüksek kükürtlü yakıtların kullanılması, hava kirliliğine sebep olan etkenlerin başında gelmektedir.

Hava Kirliliğinin Etkileri

Kirli hava, insanlarda solunum yolu hastalıklarının artmasına sebep olmaktadır. Örneğin; kurşunun kan hücrelerinin gelişmesini ve olgunlaşmasını engellediği, kanda ve idrarda birikerek sağlığı olumsuz yönde etkilediği, karbonmonoksit (CO)’in ise, kandaki hemoglobin ile birleşerek oksijen taşınmasını aksattığı bilinmektedir. Bununla birlikte kükürtdioksit (SO2)’in, üst solunum yollarında keskin, boğucu ve tahriş edici etkileri vardır. Özellikle duman akciğerden alveollere kadar girerek olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca kükürtdioksit ve ozon bitkiler için zararlı olup; özellikle ozon, ürün kayıplarına sebep olmakta ve ormanlara zarar vermektedir.

Sanayi, endüstri ve ısınmada kullanılan fosil yakıtlar ile ormanların tahribi ve arazi değişmesi sonucu, atmosferdeki karbondioksit miktarının %5 oranında arttığı tespit edilmiştir. Bunun ise küresel ısınmaya yol açabileceği öngörülmektedir.

Hava Kirliliğini Önlemek İçin Alınabilecek Tedbirler: küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri

Sanayi tesislerinin bacalarına filtre takılması sağlanmalı,
Evleri ısıtmak için yüksek kalorili kömürler kullanılmalı, her yıl bacalar ve soba boruları temizlenmeli,
Pencere, kapı ve çatıların izolasyonuna önem verilmeli,
Kullanılan sobaların TSE belgeli olmasına dikkat edilmeli,
Doğalgaz kullanımı yaygınlaştırılarak, özendirilmeli,
Kalorisi düşük olan ve havayı daha çok kirleten kaçak kömür kullanımı engellenmeli,
Kalorifer ve doğalgaz kazanlarının periyodik olarak bakımı yapılmalı,
Kalorifercilerin ateşçi kurslarına katılımı sağlanmalı,
Yeni yerleşim yerlerinde merkezi ısıtma sistemleri kullanılmalı,
Yeşil alanlar arttırılmalı, imar planlarındaki hava kirliliğini azaltıcı tedbirler uygulamaya konulmalı,
Toplu taşım araçları yaygınlaştırılmalı,

Bütün bu etkenlerin yanında; atıkların uygun olmayan tesislerde yakılarak bertaraf edilmesinin önlenmesi, sanayi tesisi yer seçiminin yerleşim alanları dışında ve hakim rüzgarlar dikkate alınarak yapılması, imar planlarında bu alanların çevresinde yapılaşmaların önlenmesi ve araçların egzoz emisyon ölçümlerinin periyodik olarak yapılması sağlanmalı, bununla birlikte; alternatif enerji kullanan motorlu taşıtlar geliştirilmeli ve özendirilmelidir. (LPG vb.)

sanayi devriminin etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

SANAYİ DEVRİMİ VE SONUÇLARI

Sanayi Devrimi tarım ekonomisinden ve üretim ilişkilerinden makine ekonomisine geçmek demektir. Bu olgu 19.yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinde meydana geldi ve oradan dünyaya yayıldı. Sonuçları bakımından bütün dünyayı altüst etti. Avrupalıyı güçlü ve zengin kılarken başka milletler ve toplumlar için felaket getirdi.

Avrupa’da bilim alanında başlayan gelişme ve önemli buluşların tarihini 19. yüzyıldan çok öncelere götürmemiz mümkündür. Ancak 19. yüzyılla beraber bu buluşların üretime uygulanması gerçekleşmiş ve bunun sonucu olarak artan üretim Avrupa devletlerinin ekonomik refahını çok yükseltmiştir. Ekonomik refah ise başka şeylerin yanında, silah endüstrisinde de büyük gelişmelere yol açarak, Avrupa’nın tüm dünya milletleri üzerinde egemenliğini kurmasını kolaylaştırmıştır.

18. yüzyılın sonlarına kadar ekonomik hayat büyük ölçüde tarıma, küçük el sanatlarına ve ticarete dayanıyordu. Asıl üretim kaynağı olan toprak, soyluların ve kilisenin elindeydi. Bu durumu yalnız liberalizm ve milliyetçilik gibi akımlar yıkmış değildir. Bunlardan daha temel olan ekonomik yapının değişmiş olmasıdır. Kısaca yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücü ile çalışan makine, makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Avrupa’da sermaye birikimini arttırmıştır. İşte buna “Sanayi Devrimi” denilmektedir.

Aslında sanayileşme iki aşamalı olarak gerçekleşmiş bir olgudur. Ya da iki ayrı sanayi devriminden söz edebiliriz. Bazı kaynaklar ilk aşamaya sanayi devrimi, ikincisine bilimsel devrim adını vermektedir. Bir başka görüşe göre ise, 18. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar olan endüstriyel gelişme “makine devrimi”, 19. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ise “teknoloji devrimi” dir. Ancak bu duruma nasıl bakılırsa bakılsın önemli olan iki aşamanın etkilerinin birbirinden farklı olmasıdır.

Sanayi Devriminin Başlangıcı

Tüm ürünlerin artması ve aynı zamanda işgücünün açıkta kalması sanayi devrimine yardımcı oldu. Endüstride hammaddeye ihtiyaç vardı. Ürünler için Pazar gerekiyordu. Fabrika araç ve gereçleriyle binaların finansmanı için de sermaye lazımdı. Hammadde ve pazarın bir kısmını deniz aşırı koloniler sağlıyordu. Bu yüzden, ticaretteki atılım da sanayi devriminin yardımcısı oldu.

Sanayi devrimi aile içi üretimi büyük ölçüde etkiledi. Makineler basit el araçlarının yerini aldı. El aaagahları ve eğirme makineleri su veya buhar, kol gücünün ve hayvan enerjisinin yerini aldı. 1789’lardaki bu değişim yalnız bir kaç endüstriyi etkilemişti. Bunlar ancak, madencilik, mühimmat, tekstil gibi anahtar sanayi kolları idi.

Demir üreticilerinin artan kömür ihtiyacı yüzünden, kömür madenciliği 18. yüzyılda büyük bir iş alanı idi. Yüzyıllarca bu işte mangal kömürü kullanılmıştı. Ancak bu maliyeti oldukça arttırıyordu.Bunun önüne kok kömürü kullanılarak geçildi.Böylece daha yüksek kalitede demir üretimi gerçekleştirildi. Askeri ihtiyaçları karşılamak için yeni döküm haneler ve askeri fabrikalar kuruldu.

Öte yandan tekstilde ucuz yünlü elbiselerin üretiminde devrim oldu. “Uçan Mekik” denilen araç ilk kez el dokumalarında uygulandı. Büyük başarı sağladı. Daha sonra su gücüyle çalışır hale getirildi. Kapasite 100 misli arttı. Ancak 1760’larda su gücüne dayalı endüstri yerini buhar gücüne bıraktı.

1789’larda İngiltere 150 adet pamuk eğirme makinesine sahip olmasına rağmen, yünlü ve diğer ara ürünlerin önemli bir kısmı halâ elde yapılıyordu. Endüstri gelişiminin bütünüyle tamamlanması ucuz ve ağır kargoların, ulaşıma yarayan kanal ve demiryollarının yapımına ve eğitilmiş insan gücü ile sermaye yokluğunun üstesinden gelmesinden bağlıydı. Bütün bu gelişmeler ve çabalar 18. yüzyıl Sanayi Devriminin ilk adımlarını oluşturdu.

Sanayi Devriminin İlk Aşaması

19.yüzyılda başlayıp 19.yüzyılın ortalarına kadar süren bu sanayileşme sürecine demir ve kömürün asıl enerji kaynağı ve hammaddeyi oluşturduğu “makineleşme çağı” denilmektedir. Temel ve ayırıcı özelliği, makine kullanımının yaygınlaşması sonucu büyük fabrikaların ortaya çıkmasıdır. Böylece, Avrupa’da temelde tarım işçilerinin toplumdan fabrikalarda eşya üreten nüfusa doğru düzenli bir değişim olmuştur.

Daha önceki dönemlerin ayırıcı özelliği nasıl avcı ve toplayıcı kabileler ile büyük toprak parçaları ise, sanayi çağının çarpıcı kurumu fabrikalar olmuştur. Fabrikalar üretimi hızlandırmış, yaygınlaştırmış, kaliteyi arttırmış, iş gücünden tasarrufu sağlamış, maliyeti aşağıya çekmiştir.

1870’lere kadar pratik buluşlar, sistemli araştırmalardan çok, sağduyuya ve geleneksel becerilere dayanan yetenekli teknisyenlerin ve işlerine sıkı sarılan girişimcilerin çabalarının ürünü idi. Demiryolunun kara ulaştırmacılığına yeni bir hız ve etkinlik kazandırdığı, okyanus gemiciliğindeki gelişmelerin çelik teknelerin ve buhar gücüyle çalışan pervanelerin tahta teknelerin ve yelkenlerin yerini almasına yol açtığı kömür ve buhar çağı idi. Aynı zamanda teknolojinin ve sanayiinin her alanında İngiltere’nin herkesçe kabul edilen önderliklerini sürdürdükleri bir dönemdi. Kömür ve çelik sanayilerinin yanı sıra dokuma makineleri, buharlı motorlar, demir yolları ve buharlı gemiler İngiltere’de bulundu ya da ilk gelişmiş biçimlerini bu ülkede kazandı.

19. yüzyılın ortalarına kadar süren bu sanayileşme süreci demir ve kömürün asıl enerji kaynağı ve hammaddeyi oluşturduğu bir makineleşme sürecidir. Buhar, kömür ve demirin bileşimi önemli siyasal, ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla birlikte demiryolu dönemini başlattı.

Sanayi Devriminin İkinci Aşaması

1870’lerden sonra sanayi devriminin nitelik değiştirdiği görülmektedir. Bilimsel buluşlar ve bunların üretime uygulanması, devletlerce desteklenmeye başlandı. Böylece büyük ve varlıklı kuruluşların imkanları, doğal kaynaklar ve bilim işbirliği yaparak yeni ve seri halde üretime yöneldi. Bu aşama ilkine göre toplumsal alanda da daha etkili oldu.

Temel hammadde ve enerji kaynaklarında da değişiklikler oldu. Elektrik teknolojisindeki gelişmeler, kimya sanayiinin doğuşu, kömür ve demirin yanında petrol ve kimyasal maddelerin ortaya çıkışı gibi çok önemli gelişmeler bu çağa damgasını vurdu.
Günümüzde bile kullanım alanı bulan içten yanmalı motor, telefon, mikrofon, telsiz, gramafon, lamba, araba lastiği, bisiklet, daktilo, ucuz gazete kağıdı gibi yenilikler sanayi devriminin bu döneminde ortaya çıkan ürünlerdir.

Demir sanayi devriminin birinci döneminde önemli bir etken iken ikinci aşamada yerini bütünüyle çeliğe bırakmıştır. Özellikle demiryolu yapımında çeliğin yeri büyüktü. 1880-1890 yılları arasında A.B.D. mevcut demiryollarına 115.000 km. eklerken, İngiltere mevcut demiryolu uzunluğunu 1860-1913 arasında iki katına, Fransa dört, Almanya ise altı katına çıkarmıştır. Rusya’da da doğuda Pasifik güneyde de Asya’nın içlerine kadar uzanan bir ağ örülmüştü. Böylece demiryolu ulaşımı 1870 sonrasında hayatın her alanında etkinlik kazanmış, beraberinde siyasal ve ekonomik yönden güçlü merkezi devletlerin kurulmasını getirmiştir.

Bu devrin ilk ve en açık özelliği üretimde görüldü.daha fazla mekanik güç, daha fazla hammadde, daha fazla üretilmiş mal artık ürün ve değer , daha fazla ulaşım, sanayi ve ticaret süreçlerini beraberinde getirdi. Bu ürünleri pazarlayacak, alacak ve tüketecek kitleler ortaya çıktı. Eski ve basit yapım biçemlerinin yerini daha ucuz ve aynı zamanda bazen daha kaliteli ürünleriyle fabrikalar aldı.

Öte yandan iletişim, sanayiinin gelişmesinde hemen hemen ulaşım kadar önem kazandı. İngiltere posta sistemini kurarak çağdaş iletişimin öncülüğünü yaptı. 1875 Uluslararası Posta antlaşması sonucunda, ulusal posta sistemleri uluslararası düzeyde bütünleştirildi. 1860’da Atlantik’i boydan boya aşan ilk telgraf kablosu çekildi. Radyo dalgalarıyla telsiz telgraf da 1895’teki ilk denemenin ardından uzak yerlere iletişim alanında büyük bir önem kazanmaya başladı. Haberleşmede görülen bu gelişmeler gazetelerin geniş kitlelerce okunmasında etkin oldu. Basın yoluyla kamuoyunu etkilemek, yeni bir politik anlayışa ve diplomasiye yol açtı.

Deniz ulaşımında görülen gelişmeler de son derece önemliydi. Buharlı geminin 1807 gibi erken bir tarihte yapılmış olmasına rağmen gelişme göstermemesi okyanuslarda uzun süre yelkenlilerin egemenliğini kıramadı. Çok kömür harcaması bunun önemli bir nedeni idi. Ancak 1870’den sonra daha iyi buhar kazanlarının ve daha geniş çelik teknelerinin yapılması, buharlı gemilerin yük taşımasında gelişme sağladı. Bunun doğurduğu sonuçlardan birisi Amerika’nın, Arjantin’in ve Avustralya’nın geniş ve verimli ovalarında yetiştirilen tahılların Avrupa’ya çıkarılmasını kolaylaştırması oldu. 1869’da Süveyş Kanalı’nın ve 1914’de Panama Kanalı’nın açılmasıyla dünyanın görünümü değişti.

Kara ve deniz taşımacılığında görülen bu gelişme hava ulaştırmacılığında olmadı. Hava ulaştırmacılığı daha ağır gelişti ve ancak Birinci Dünya Savaşı öncesinde bir deneme devrimi yaşadı.

Sanayi Devrimi’nin Sonuçları

Kendi Dışında Sanayi Devrimi genelde, batı dünyasının zenginliğini büyük ölçüde arttırdı ve temizlik, sağlık, konfor standartlarında önemli gelişmeler sağladı. Sanayi Devriminin başlangıç aşamalarında, fabrika işleticilerinin yeni sanayi kentlerinde kalabalık topluluklar oluşturması ve eski kentlerin hızla gelişmesi kuşkusuz, geleneksel kurumların başa çıkamadıkları toplumsal sorunlar yaratmıştır. Bu durum Karl Marx’ın (Ölümü 1883) onca bolluğa karşın, proleter kitlelerin, sorunun bir devrimle çözüleceği noktaya dek gittikçe daha çok yoksullaşacakları yolundaki görüşüne temel oldu. Marx’ın, bu temel düşüncesinin gücünü, Fransız Devrimi’nin meşalesini tutuşturan kentli yoksullardan aldığı biliniyordu. 1789’dan beri bu olay Avrupa’nın siyasi hayatını belirleyen önemli bir unsur olmuştu.

Ne var ki 1848-1849’da görülen ayaklanmalar başarısızlıkla sonuçlandı. Bundan hemen sonra çeşitli toplumsal buluşlar sanayi toplumunun bu erken dönemlerinin güçlerini ve çirkinliklerini denetlemeyi biraz da gidermeyi başardı. Düzenin kentlerde sağlanmasında kent polisinden yararlanma yoluna gidildi. Kanalizasyon şebekelerinin, çöp toplama hizmetlerinin, parkların, hastanelerin, sağlık ve kaza sigortalarının etkinlikleri görüldü. Yeni okulların açılması, işçi sendikalarının kurulması, yoksul ve öksüzler için yurtların yapılması gibi önlemlerin de yararı büyük oldu.

Sanayi devriminin ikinci temel özelliği, nüfus artışının hızlanmasıydı. Örneğin Avrupa’da tüm kıtanın nüfusu 1800’de 175 milyon dolaylarındaydı. 19. yüzyıl boyunca 60 milyonu aşkın insan denizaşırı ülkelere ve diğer coğrafyalara geçmiş olmasına karşın 1900’de 400 milyon dolaylarına çıkmıştı. Nüfusun böyle hızla artmasının baş nedeni ölüm oranlarında görülen büyük düşüş idi. Ölüm oranlarının düşmesi ise bir dereceye kadar, tıp biliminin ve kamu sağlığını koruma önlemlerinin gelişmesinin, bir dereceye kadar da, yiyecek kaynaklarının artmasının ve hayatın maddi şartlarında görülen genel gelişmelerin ürünüydü.

I. Dünya Savaşı öncesinde nüfusun büyük çoğunluğunun tarımı ve toprağı bırakıp kentlere göç etmesi olayı sadece İngiltere’de görüldü. Diğer büyük devletlerin hemen tümünde toprağa bağımlılık sürüp gitti. Ancak 1914 sonrasında benzer bir gelişme diğer ülkelerde de görülmeye başlandı. Tarladan fabrikaya, köyden kente geçiş hareketi batının her yerinde görüldü.

İnsanın sıradan günlük hayat deneyiminde ve alışkanlığında ortaya çıkan ve göstergesi tarlalardan tümüyle uzaklaşmak olan bu gelişme, insanların yalnızca başka hayvanları avlayarak yaşamalarını sürdürdükleri dönemden çıkıp, kendi yiyeceklerini üretmeye başladıkları döneme geçtiklerinde görülenler kadar önemli temel bir olgu niteliği taşımaktadır. Sanayi devriminin doğrudan sonucu olan işçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikalarında kentsel alanlara yığılmasıyla giderek kentlerin kırsal alanları ortadan kaldırmasına yol açtı. Böylece, 1870’lerde başlayan dönemde kitle hareketleri önem kazanmaya başladı. Genel oy, genel seferberlik, genel eğitim ve nihayet genel savaş ya da kitle savaşı gündeme geldi. İnsanoğlu iki büyük genel savaşı çıkardı ve olumlu olumsuz sonuçlarına katlanarak yeni sorunlarla baş başa kalarak günümüze kadar yaşam mücadelesini sürdürdü.

avmigren yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Avmigran Film Tablet’in Yan Etkileri

Allerjik reaksiyon belirtileri olan bu sıkıntılardan herhangi bir ya da birkaçına sahipseniz acil yardım desteği alınız: ürtiker(kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik.

Aşağıdaki ciddi yan etkilerden bir ya da birkaçını gördüğünüzde Avmigran Film Tablet kullanımını derhal kesiniz ve bir sağlık kurumuna başvurunuz ya da hemen doktorunuzu arayınız:

Nabız alınamaması;
Kalp atımlarında geçici artış ya da düşüş;
Mide bulantısı, kusma;
Bölgesel ödem oluşması;
Kaşıntı;
Kuvvetsizlik, kas ağrıları;
Parmaklarda uyuşma ve yanma hissi.

Bu liste görülebilecek bütün yan etkilerin eksiksiz bir listesi değildir burada yer alanlar dışında başka yan etkiler de görülebilir. Alışılmadık ya da sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştığınızda doktorunuza danışınız.

risperidon yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Yan Etkileri:

Gözlenen yan etkiler: Sık: Uykusuzluk, ajitasyon, anksiyete, baş ağrısı. Sedasyon yetişkinlerden çok çocuklar ve ergenlerde gözlenmiştir. Genel olarak, sedasyon hafif ve geçicidir. Daha seyrek: Uyuklama, yorgunluk, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, karın ağrısı, konstipasyon, dispepsi, bulantı/kusma, görme bozukluğu, priapizm, ereksiyon bozuklukları, ejakülasyon kusurları, orgazm ile ilgili disfonksiyonlar, üriner inkontinans, rinit, döküntü ve diğer alerjik reaksiyonlar. Ekstrapiramidal semptomlar (tremor, rijidite, hipersalivasyon, bradikinezi, akatizi, akut distoni) görülebilir. Bu belirtiler genellikle hafif ve gerektiğinde doz azaltılıp ve/veya antiparkinson ilaçlar verildiğinde geçicidir. Akut manili hastalarda yapılan klinik çalışmalarda risperidon tedavisi ile EPS görülme sıklığı %10’dan daha düşüktür. Bazı hastalarda, özellikle başlangıç dozunu takiben, (ortostatik) hipotansiyon ve (refleks) taşikardi veya hipertansiyon görülmüştür. Nötrofil ve/veya trombosit sayısında azalma görülebilir. Doza bağlı prolaktin seviyelerinde yükselmeye neden olabilir. Muhtemel belirtileri galaktore, jinekomasti, menstrüel siklüs düzensizlikleri ve amenore olabilir. Kilo artışı, ödem ve karaciğer enzimlerinde yükselme gözlenmiştir. Serebrovasküler bozukluklar ve geçici iskemik atakların dahil olduğu serebrovasküler advers etkiler gözlenmiştir. Çok ender durumlarda hiperglisemi ve daha önceden varolan diyabetin şiddetlendiği bildirilmiştir. Psikotik hastalarda polidipsiye ya da antidiüretik hormonun uygunsuz salınımına bağlı su intoksikasyonu, tardif diskinezi, Nöroleptik Malign Sendrom, vücut ısısında düzensizlikler ve epilepsi nöbetleri gözlenmiştir.

buspon yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Buspiron’un Yan Etkileri

Alerjik reaksiyon belirtileri olan şu sıkıntılardan herhangi bir ya da birkaçına sahipseniz acil sağlık yardımı alınız: ürtiker (kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik.

Aşağıdaki durumlardan herhangi birine sahipseniz hemen doktorunuzu arayınız ve acil sağlık desteği isteyiniz:

baş dönmesi hissi, bilinç bulanıklığı;

hızlı veya düzensiz kalp atışları;

kaslarda uyuşukluk, zayıflık, denge veya koordinasyon kaybı.

Daha hafif yan etkilerin oluşması daha muhtemeldir:

uyuşukluk hali, baş dönmesi, bulanık görme;
heyecan, sinirlilik, hafiflik hissi;
başağrısı;
mide bulantısı, ishal.

Bu liste görülebilecek bütün yan etkilerin eksiksiz bir listesi değildir, burada yer alanlar dışında başka yan etkiler de görülebilir. Alışılmadık ya da sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştığınızda doktorunuza danışınız.

arimidex yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Formülü:
Her bir tablet etken madde 1 mg anastrozol ve yardımcı maddeler,laktoz,sodyum nişasta glikolat ve titanyum dioksit içerir.
Farmakolojik özellikleri:
Endikasyonları:
Arimidex; Hormon-reseptör pozitif postmenopozal kadınlarda erken evre meme kanserinin tedavisinde, Postmenopozal kadınlarda ileri evre meme kanserinin tedavisinde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Arimidex aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:Premenopozal kadınlarda, gebelik ve laktasyonda,ciddi böbrek bozukuğu olan hastalarda,orta şiddetli veya ciddi karaciğer bozukluğu olan hastalarda,anastrozol’e veya formülünde bulunan maddelerden herhangi birine karşıbilinen aşırı duyarlılığı olan hastalarda.Estrojen içeren tedavi arimidex’in farmakolojik etkisini ortadan kaldıracağından,Arimidex ile beraber uygulanmamalıdır.
Uyarılar/Önlemler:
Arimidex’in çocuklarda emniyeti ve etkisi saptanmadığından kullanımı önerilmez.
Kuşku varsa tedaviden önce hastanın menapozda olduğu laboratuar testleri ile kesinleştirilmelidir.
Arimidex’in orta şiddetli veya ciddi karaciğer bozukluğu olan hastalarda veya ci,ddi böbrek bozukluğu olan hastalarda, güvenli kullanımını destekleyecek herhangi bir veri yoktur. Tedavinin başlangıcında taşıt kullanmak gibi dikkat gerektiren işlerde bozulma olabilir. Hamilelik ve laktasyonda: Arimidex hamilelerde veya emziren kadınlarda kontrendikedir. Araç ve makina kullanma yeteneği üzerindeki etkiler: Arimidex hastaların araç ve makina kullanma yeteneğini azaltmaz. Buna rağmen Arimidex kullanımı ile asteni ve uyku hali rapor edildiğinden, böyle semptomlar oluşursa dikkat etmek gerekir.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Arimidex genellikle iyi tolere edilir. Yan etkiler çoğunlukla hafif ile orta şiddetlidir. Sadece çok az vakada istenmeyen etkiler yüzünden ilacın kullanımı kesilmiştir. Arimidex’in farmakolojik etkisine bağlı olarak bazı beklenen etkiler görülebilir. Bunlar sıcak basması, vajinal kuruluk ve saçların dökülmesidir. Arimidex gastrointestinal rahatsızlıklar (anoreksi, bulantı, kusma ve diyare gibi), asteni, eklemlerde ağrı /sertlik ,uyku hali, başağısı ve deri döküntüsü yapabilir.. Çoğunlukla daha önce hormonal bir tedavinin uygulandığı hastalarda ilk birkaç haftada, nadir olarak vajinal kanama rapor edilmiştir. Eğer kanama devam ederse daha ileri bir değerlendirme düşünülmelidir. Total kolestrol düzeylerinde hafif artışa neden olabilir. Tromboembolik olaylarla anastrozol arasında nedensel bir ilişki saptanmamıştır. Klinik deneylerdeki tromboembolik olayların sıklığı, anastrozol 1 mg ile megestrol asetat arasında önemli bir değişiklik göstermemesine rağmen, anastrozol 10 mg ile bu olay daha düşüktür. Hepatik değişiklikler (gamma GT’nin yükselmesi veya daha seyrek olarak alkalen fosfataz yükselmesi) çoğunlukla karaciğer veya kemik metastazı olan ilerlemiş meme kanserli hastalarda rapor edilmiştir. Bu değişimlerin sebeplerini açıklayacak bir gerekçe saptanmamıştır.
İlaç etkileşimleri:
Antipirin ve simetidin ile yapılan klinik etkileşim çalışmaları, Arimidex’in diğer ilaçlarla birlikte kullanılması durumunda, sitokrom P 450 enzimi aracılığı ile meydana gelen klinik olarak anlamlı ilaç etkileşmelerine yol açmadığını göstermiştir. Arimidex ile tedavi edilirken yaygın olarak kullanılan diğer ilaçları alan hastalarda yapılan klinik emniyet çalışma sonuçları tekrar gözden geçirildiğinde, klinik olarak önemli ekileşmelerin olmadığı görülmüştür. Günümüzde Arimidex’in diğer anti kanser ajanlarla birlikte kullanımı ile ilgili herhangi bir klinik bilgi yoktur. Estrojen içeren tedavi Arimidex’in farmakolojik etkisini ortadan kaldıracağından Arimidex’le beraber uygulanmamalıdır.
Kullanım şekli ve dozu:
Yetişkinler (Yaşlılar da dahil): Oral olarak günde 1 defa 1 mg kullanılır. Çocuklar: Çocuklarda kullanımı önerilmez. Böbrek Yetmezliğinde: Hafif veya orta şiddetli böbrek yetmezliğinde doz değişikliği önerilmez. Karaciğer Yetmezliğinde: Hafif karaciğer yetmezliğinde doz değişikliği önerilmez. Doz Aşımı Kazara doz aşımı ile ilgili klinik deney yoktur. Hayvanlarla yapılan çalışmalar anastrozol’ün düşük akut toksisite oluşturduğunu göstermiştir. Klinik çalışmalar Arimidex’in çeşitli dozları ile yürütülmüş, sağlıklı erkek gönüllülere tek doz olarak 60 mg’a kadar ve ilerlemiş meme kanserli postmenopozal kadınlarda ise günde 10 mg’a kadar doz verildiğinde iyi tolere edilmiştir. Arimidex’in hayatı tehdit edecek semptomların oluşmasına sebep olabilecek tek bir kullanımlık dozu saptanmamıştır. Spesifik antidotu yoktur ve tedavi semptomatik olmalıdır. Aşırı dozda birden fazla tedavi yönteminin kullanılma olasılığı düşünülmelidir. Hasta uyanık ise kusturulabilir. Arimidex yüksek olarak proteine bağlanmadığından dializ işlemi faydalı olabilir. Sık olarak yaşamsal verilerin izlenmesi ve hastanın yakın takibe alınmasını içeren genel destekleyici tedavi uygulanır.

meteospasmyl yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Simetikon / Alverin sitrat’ın Yan Etkileri

Alerjik reaksiyon belirtileri olan şu sıkıntılardan herhangi bir ya da birkaçına sahipseniz acil sağlık yardımı isteyiniz: ürtiker (kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik.

Daha hafif yan etkiler de görülebilir, bunlar:

yüz ve boyunda kızarma;

bulantı;

baş ağrısı;

hafif uyuşukluk hali.

Burada yer alanlar dışında başka yan etkiler de görülebilir. Alışılmadık ya da sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştığınızda doktorunuza danışınız.

ürikoliz yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Kullanım Şekli:
Hafif gutta günlük ortalama doz 200-300 mg, orta şiddette gutta ise 400-600 mg’dır. Uygun doz 2 eşit parçada ya da tek doz olarak uygulanabilir. Minimal efektif doz günde 100-200 mg, maksimal önerilen doz ise 800 mg’dır. Neoplastik hastaların tedavisi sırasında ürik asit nefropatisinin önlenmesinde 2-3 gün süreyle günde 600-800 mg uygulanır. Rekürran kalsiyum oksalat taşlarının profilaktik tedavisi için günde 200-300 mg önerilir. Çocuklarda sekonder hiperürisemilerde 6-10 yaş günde 300 mg önerilir.

Endikasyonları :

Allopurinol primer veya sekonder gutla ilgili olan hiperüriseminin uzun süreli tedavisinde endikedir. Gut belirtisi olan veya olmayan primer veya sekonder ürik asit nefropatisinde hastalığın ilerlemesini önler. Günlük ürik asit atılımı 800 mg/gün (erkek hastalar) ve 750 mg/gün (kadın hastalar) üzerindeki ve tekrarlayan kalsiyum oksalat taşı olan hastaların tedavisinde endikedir. Kanser kemoterapisi gören lösemi, lenfoma ve diğer neoplastik hastalıkları olan hastalarda sekonder hiperüriseminin tedavisinde ve profilaksisinde endikedir. Allopurinol bu hastalarda akut ürik asit nefropatisi, böbrek taşları veya dokularda ürat birikimi gibi hiperürisemi komplikasyonlarını önler.

Kontrendikasyonları:
Maligniteye bağlı olarak ortaya çıkan sekonder hiperürisemiler dışında çocuklarda ve daha önce allopurinole karşı şiddetli reaksiyon göstermiş hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Allopurinol tedavisine akut gut krizi sırasında başlanmamalıdır. Tedavinin başlangıcında akut krizde artış görülebilmektedir. Akut gut atağının oluşmasına engel olmak için, tedavinin başlangıcında kolşisin de kullanılmalıdır. Renal fonksiyonlarında azalma olan hastalarda allopurinol dozunun düşürülmesi gerekir. Serum ürik asit düzeyinin periyodik olarak kontrolü, idame tedavide ilacın dozunun ayarlanması bakımından en iyi yoldur. Tedavinin başlangıcında önceden karaciğer rahatsızlığı geçiren hastalara periyodik olarak karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Gebelerde kullanım güvenilirliği saptanmamıştır. Allopurinol anne sütüne geçer, emziren annelerde kullanımı önerilmez. Maligniteye bağlı sekonder hiperürisemiler dışında çocuklarda kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Deri döküntüsü (genellikle makulopapüler) en genel yan etkidir. Eksfoliatif, ürtiker ve purpurik lezyonlar, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroz, dermatitis olan veya olmayan alopesi diğer yan etkilerdir. Deride döküntüler ve diğer yan etkiler görüldüğünde tedavi bırakılmalıdır. Bulantı, kusma, diyare ve aralıklı karın ağrısı gibi gastrointestinal belirtiler bildirilmiştir. Yaygın hipersensitiviti vaskülit veya nekrotik angitis nadir vasküler yan etkilerin örnekleridir. Allopurinol alan birkaç hastada periferal nöritis görülmüştür. Özellikle böbrek ve karaciğer yetersizliği olan hastalarda tedavinin hemen kesilmesini gerektiren ateş, hipereozinofili, cilt döküntüsü, hepatik atak, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi belirtiler gelişebilir. Ayrıca baş ağrısı, vertigo, jinekomasti, agranülositoz, hipereozinofili, nöropati, katarakt oluşabilir.

İlaç Etkileşimleri:
6-merkaptopürin veya azathiopinle aynı zamanda allopurinol verilmesi etkinin uzamasına neden olur, diğer ilaçların dozunun 1/3-1/4’e indirilmesi yerinde olur. Allopurinol siklofosfamid gibi sitotoksik ajanların toksisitesini artırır. Keza karaciğerde ilaçları metabolize eden enzimlerin inhibisyonu sonucu, bu şekilde elimine edilen ilaçların (kümarin türevleri gibi) allopurinolle birlikte verilmesi sırasında dozları düşürülmelidir. A grubu penisilinlerle (ampisilin gibi) birlikte kullanılmamalıdır. Vidarabinle birlikte kullanılmamalıdır.

cabral yan etkileri

27 Eylül 2011 Yazan  
Kategori Yaşam

Feniramidol hidroklorür’ün Yan Etkileri

Allerjik reaksiyon belirtileri olan aşağıdaki sıkıntılardan herhangi bir ya da birkaçına sahipseniz acil yardım desteği alınız: ürtiker(kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik.

Aşağıda sıralanan daha hafif yan etkiler de görülebilir ancak bunların varlığında hekiminizle konuşup ilacınızı kullanmaya devam edebilirsiniz:

midede dolgunluk, bulantı;
dilde yanma duyusu;
uyuşukluk;
kaşıntı.

Bu liste görülebilecek bütün yan etkilerin eksiksiz bir listesi değildir burada yer alanlar dışında başka yan etkiler de görülebilir. Alışılmadık ya da sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştığınızda doktorunuza danışınız.


Sohbet