Beren Saat

17 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Magazin

Beren Saat, Fatmagül’ün Suçu Ne yüzünden aldığı eleştirilere artık dayanamıyor

Beren Saat ’in başrol oynadığı ve bölüm başına 40 bin TL kazandığı ‘Fatmagül’ün Suçu Ne’ dizisinde mutlu olmadığı iddia edildi. Bugün gazetesinden Okan Işık’ın haberine göre güzel oyuncunun dostlarına, “Müstehcen davranışların sonu gelmiyor. Aklımı yemek üzereyim” dediği öğrenildi…Aşk-ı Memnu ile yıldızı parlayan Beren Saat, ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisinde oynadığına bin pişman olduğu iddia edildi. Fatmagül’ün iç çamaşırından sonra şişme bebeklerinin piyasaya çıkacağı haberleri karşısında oldukça üzgün olan Saat, geçtiğimiz günlerde eğlenmeye gittiği mekanda gençlerin de sözlü tacizine uğramıştı.

“ÇOK MUTSUZUM”
Dostlarına projeyi kabul ettiğinden dolayı çok pişman olduğunu dile getiren Saat, “Müstehcen davranışların sonu gelmiyor. Aklımı yemek üzereyim. Çok mutsuzum. Sinirlerim bozuldu. Başarılı bir iş yaptığımızı düşünürken aldığım tepkiler hep olumsuz. Bunaldım artık” diyerek dert yanıyormuş.İki yıl daha sürecek olan ‘Fatma-gül’ün Suçu Ne’ dizisinden Beren Saat bölüm başına 40 bin TL ücret alıyor

dünyanın en güzel yüzlü kadını

09 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Magazin

İngiltere’nin Kent Üniversitesi, ‘mükemmel yüz’ü belirledi: Cheryl Cole

İngiltere’nin Kent Üniversitesi’nde yapılan araştırmada mükemmel yüz hatları belirlendi.“Beauty and the Beast” (Güzel ve Çirkin) filminin tanıtımı amacıyla gerçekleştirilen çalışmada 100 kişiden mükemmel kadın ve erkek yüzlerini tanımlamaları istendi. Polisle çalışan çizim uzmanlarının kağıda döktüğü yüzlerin Cheryl Cole ve David Beckham’a benzediği görüldü.Araştırmaya katılanlar güzel kadınları büyük gözlü, dar burunlu dolgun dudaklı ve küçük ağızlı olarak tasvir etti. Erkeklerde ise dar burun, koyu renk göz, geniş bir gülümseme ve belirgin kemik yapısı öne çıkan özellikler oldu

Drew Barrymore

11 Eylül 2010 Yazan  
Kategori Magazin

Drew Barrymore O, kocaman gülümsemesiyle herkesin sevgilisi, yaramaz bir kız çocuğu

Drew Barrymore… Çocuk oyuncu olarak dikkatleri çekmesi, hızlı gençlik yılları, uyuşturucu ve alkolden kurtulup kaliteli yapımlarda yer almak için kendisine verdiği sözler ve başarılarıyla uzun yıllardır hayatımızda o… Yeni vizyona giren, “gözden uzak olunca gönülden de uzak mı olunur” sorusunu irdeleyen ‘Going the Distance’ adlı filmiyle tekrar gündeme gelen sempatik oyuncu, Hollywood’da oyuncu ve yapımcı olmak, aşk ve ilişkilere dair yorumlarını, Marie Clarie ile paylaştı. İşte o konuşmadan bazı başlıklar…

Drew Barrymore, karnını tutarak kahkaha atıyor ve sesi adeta tavandaki avizelerden yankılanıyor. “Kontrol delisi ve hırs küpü olmaktansa kendi halimde olmayı tercih ederim” diyerek muzırca gülümsüyor. Los Angeles’taki ultra lüks SLS Otel’in penthouse’unda Hollywood’da popüler olmanın ve kalmanın kurallarından söz ediyoruz. Yüzükleri, bilezikleri ve başındaki tüylü tacıyla modern bir hippiyi andıran Barrymore’a herkesin kafasındaki film yıldızı imajına ters düştüğünü söylüyorum. Camdan dışarı bakarak sakin bir ses tonuyla; “Bir insanın niyeti ve hissettikleri bence imajından ve diğer her şeyden daha önemli… Zaten karşınızdakinin niyetini de hemen fark ediyorsunuz” diyor.

1995’te kurduğu Flower Films adlı şirketiyle ‘Söz ve Müzik’ ile ‘Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar’ gibi romantik komedilerin yanı sıra ‘Karanlık Yolcuları’ gibi bağımsız yapımların ve ‘Charlie’nin Melekleri’ gibi gişe rekoru kıran filmlerin yapımcılığını üstlenen Barrymore; “Bu şirketi, büyük işlere imza atmayı düşünerek kurmadım. Sadece hayal ettiğim ve beni etkileyen projeleri hayata geçirmek istedim. Oturup planlar yapmadım” diyor.

POZİTİF DÜŞÜNCE GÜCÜ
Drew Barrymore’un zorlu geçmişinin üstesinden gelebilmesinin temel nedenlerinden biri, olaylara pozitif yaklaşımı ve kötü günleri geride bırakmak için çok çabalaması. Pozitif düşünce gücü, tecrübesi ve zekâsıyla birleşince etkili bir koruma kalkanı oluşturuyor gerçekten de. Barrymore; “Her zaman merak etmişimdir. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz? Neden böyle hissediyorum? Benim en büyük özelliğim hayatı dilediğim gibi yaşamam. Her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum. Aşık oluyorum, sabah beşlere kadar eğleniyorum, seyahat ediyorum ve hiç düşünmeden anlık planlar yapıyorum. Bir arkadaşımın bana ihtiyacı olduğu zaman her şeyi bir kenara bırakıp onun yardımına koşuyorum” diyor.

‘MUTLULUK KURALLARA BAĞLI DEĞİL’
Güzel yıldız son üç yıldır sadece yapımcılık ya da oyunculuk yapmakla yetinmedi. Aynı zamanda ‘Whip It’ isimli düşük bütçeli drama filmi ile ilk kez yönetmenliğe de soyundu. Barrymore, son yıllarda sadece işiyle haşır neşir olduğunu ve artık özel hayatına da zaman ayırıp belli bir denge kurmak istediğini söylüyor. Barrymore’un yaşadığı sorunlar, ‘Going the Distance’ isimli son filminde canlandırdığı Erin karakteri ile de örtüşüyor. Uzun mesafelerle sınanan bir aşk hikayesinin anlatıldığı filmde Erin’in kariyeri ve aşkı arasında hayatını değiştirecek bir seçim yapması gerekiyor. Filmde Barrymore’un sevgilisini, gerçek hayatta da gelgitli bir aşk yaşadığı erkek arkadaşı Justin Long canladırıyor.

Long ile ilişkisi ne doğrulayan ne de reddeden Barrymore, “Biraz gizemli olmakta fayda var” dese de henüz birbirlerini tanıma aşamasında oldukları çok açık. “35 yaşında olmama rağmen eskisinden çok daha az şey bildiğimi büyük bir mutlulukla söyleyebilirim” diyor ve ekliyor; “Ama bunu kötü anlamda söylemiyorum. Yıllardır ilişkilerin nasıl yürüdüğünü çözmeye çalışıyorum. Bu konuda bildiğim tek şey, belli bir kuralın olmadığı. Zaten mutluluk birtakım kurallara bağlı olmamalı. Hayat bu şekilde işlemiyor.”

‘AŞIK OLUNCA ONUN KOKUSUNU SEVERSİNİZ’
Barrymore’a şu sıralar bir ilişkiden beklentilerinin neler olduğunu soruyorum. Duraksamadan; “Bol kahkaha” diye cevap veriyor. Ardından ona aşkın ne ifade ettiğini soruyorum, gözlerini kapatıyor ve düşünüyor. “Sanki birinin teni gibi çok güzel kokan bir şey” diyor ve şöyle devam ediyor: “Aşık olduğunuz zaman onun kokusunu da sevmeye başlıyorsunuz. Sevgilimden uzağa gideceğim zaman; ‘Bu tişörtü beş gün boyunca giy, yanımda götüreceğim’ diyorum”. Barrymore aşkın ne demek olduğunu bilse de kafasının karışık olduğunu itiraf ediyor: “Aşk konusunda uzman değilim!”

‘SEVGİLİMİN SESİNİ DUYMALIYIM’
Eski âşıklar kadar romantik olduğunu söyleyen güzel oyuncu, günümüzde ilişkilerin Twitter ve Facebook gibi siteler üzerinden yürütülmesini de bir türlü anlayamadığını dile getiriyor. Barrymore, karşısındakiyle yüz yüze konuşmak, el yazısıyla yazılmış mektuplarla küçük hediyeler almak ve sevgilisinin sesini duymak istiyor. “İçinde yaşadığımız teknoloji çağında birinin beni telefonla aramasını beklemek çok acıklı bir durum. Artık herkes mesajlaşıyor. Planlar bile mesajlar aracılığıyla yapılıyor. Açıkçası buna katlanamıyorum! Eski sevgilim Fabrizio (Moretti, The Strokes grubunun davulcusu) ile Sevgililer Günü’nde özel olarak birbirimizi için hazırladığımız hediyeleri verdik. Bu çok hoşuma giderdi. Herkese sevgilileri için kendi elleriyle hediyeler hazırlamalarını tavsiye ediyorum. Bu çok güzel bir jest” diyor

Cinselliği Bitiren Düşman

16 Kasım 2009 Yazan  
Kategori Magazin

Bir tükenmişlik ve çökkünlük tablosu oluşturan, uyku ve iştah sorunları yaşatan, hatta kişiyi intiharın eşiğine götürebilen depresyon, aynı zamanda cinsel problemlere de yol açabilir, hatta cinsel hayatı bitirebilir.

Çağın hastalığı depresyonun, cinsel hayata verdiği olumsuz etkiyi anlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, depresyona girmiş erkeklerde başta cinsel isteksizlik, erken boşalma ve sertleşme sorunları görülürken, kadınlarda ise daha çok cinsel isteksizlik gözlendiğini söyledi.

Dr. Mehmet Yavuz; sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü cinselliğin; cinsel istek, uyarılma ve orgazm olmak üzere üç aşaması vardır. Depresyonda başta cinsel istek libido azalır. Buna bağlı olarak uyarılma ve orgazm sorunları da ortaya çıkabilir. Hatta birleşme olsa bile depresyonda ki kişi bundan zevk ve tad almaz. Ancak tüm bu sorunlar depresyonun tedavi edilmesiyle birlikte kendiliğinden düzelmektedir.”

Depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlar da mevcut depresyonu ağırlaştırabilir.

Şampuan Alırken Bilmeniz Gerekenler

16 Kasım 2009 Yazan  
Kategori Magazin

Şampuanlar hakkında en çok bilinen yanlış bol köpüğün saçları daha temiz hale getirdiğidir. Doğru mu? Tam olarak değil. Saçlarınız köpürdükçe temizlendiğini düşündüğünüz için bu sizde rahatlatıcı etki yapabilir. Köpük şampuanda bulunan moleküllerin havayla etkileşimi sonucu oluşan minik kabarcıklardır. Saçlarınızı temizleyen şampuandaki kimyasaldır köpük biraz da işin hilesidir.
“Saçlarınızın daha çok uzamasını sağlayama özelliği doğru mu?” Kısmen doğru.. Saçlarınızı sıkça boyatıyor, jöle ve sprey kullanıp, sık sık şampuanla yıkıyorsanız böyle bir bakım yapmak yararlı olabilir. Ancak haftada bir defadan fazla kullanmayın. Saçlarınızı ve saç derinizi zararlı diğer kozmetiklerden arındırıcı ürünler, üst derinizi koruyarak saçlarınızın sağlıklı büyümesini sağlar..

“Saçları her gün yıkamak sağlıklı ve güvenlidir.” Eğer yağlı bir saça sahipseniz hergün sabunlamanız iyi olabilir. Ancak yağlı saçlarda bile panthenol, shea yağı içeren, nemlendirici özellikli hassas formüllerle sunulan şampuanlar tercih edilmeli. Kuru ve kabarık saçlı kişilerin ise daha dikkatli olup saçlarını iki günde bir yıkamaları doğru olur. Ne tür bir saça sahip olduğunuzu belirleyin ve saçınıza zarar veren şampuanlardan uzak durun. Besleyici ve nemlendirici özellikli şampuanları seçin.

“İyi bir sonuç için şampuandan sonra saç kremi gibi düzeltici ürünler kullanın.” Bu da yanlış. Kimyagerler her şişenin içine çok fazla şey ekliyor. Şampuanınız bile saçlarınızda biriken saç kremi ya da nemlendiricileri temizleyemez. Koruyucu ve su içeren düzleştirici ürünleri kullanın. Eğer saçlarınız çok yağlıysa kulaklarınızdan itibaren aşağı kadar ince bir tabaka halinde uygulayın.

“Saçlarınız bir süre sonra kullandığınız şampuana alışır. Neden yeni çıkan bir markayı denemeyesiniz?” Bu da yanlış. Saçlar ölür yani hiçbir şeye alışmaz. Ancak bu süreçte yeni formülün saçlarınızı nasıl etkilediğini gözlemleyebilirsiniz. Yani şampuanınızı seviyorsanız, değiştirmek için neden yok.


Sohbet