ahmet muhip dıranas edebi kişiliği
Sinop’un Salı köyünde dünyaya gelÂdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, ÅŸiir sevgisinin geliÅŸmeÂsinde etkili oldular. Edebiyat FakülteÂsi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. PolitikaÂya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı.
Edebi KiÅŸiliÄŸi – Sanat Anlayışı
Yayımlanan ilk ÅŸiiri, Ankara Lisesi’nden Muhip Atalay imzasıyla Millî Mecmua’da çıkan “Bir Kadına” adlı ÅŸiirÂdir. Sonra kendi imzası ile çeÅŸitli dergilerde ÅŸiirler yaÂyımlamıştır. Tevfik Fikret’in “Rübab-ı Åžikeste” adlı eseriÂni TürkçeleÅŸtirerek “Kırık Saz” adıyla yayımlamıştır.
Åžiirde biçime önem veriÅŸi, iÅŸlediÄŸi temalar, simgecilikÂten hareketle yarattığı yeni bir ÅŸiir diliyle kendi dönemindekileri olduÄŸu gibi sonra gelenleri de etkilemiÅŸtir. Åžiirde ahenge ve sese önem vermiÅŸtir.
Örneğin Kar şiirinde sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.
Fransız sembolist ÅŸiirinin öncülerinden Baudelaire ve Verlaine’in etkisi altında kalan sanatçı, “biçim” ve “ahenk”i kaygı edinmiÅŸ, yeni bir yapı içinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmeye çalışmıştır.
Åžiirlerinde konu olarak Anadolu’yu, memleket manzaÂralarını, doÄŸa ve tarih sevgisini iÅŸlemiÅŸtir.
Destanımsı şiirler yazmıştır. Şiirde yeni bir bütünlük kurmaya çalışmıştır.
Ölçü ve uyaÄŸa sıkı sıkıya baÄŸlı kalmıştır. Sese ve ahenÂge önem vermiÅŸtir.
Gerek Fransız ÅŸiiri, gerekse kendinden önceki kuÅŸakÂtan ustaları Ahmet HaÅŸim ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir ÅŸiÂire ulaÅŸmıştır.
Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini deÄŸiÅŸtirerek gelenekselde çaÄŸdaÅŸlığı yakalaÂyan, çaÄŸrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doÄŸası ile barışık, alışılmadık deyiÅŸ örgüsüyle unutulmaz ÅŸiirler yazmıştır.
Şiirlerinde aşkı, tabiatı, ölümü, hatıraları, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde vermiştir.
* Åžiir: Åžiirler
* Oyun: Gölgeler, O Böyle İstemezdi
* İnceleme: Fransa’da Müstakil Resim
* Åžiir Çevirisi: Çalar Saat (Charles Baudelaire’den)
Fahriye Abla
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne ÅŸirin komÅŸumuzdun sen, Fahriye Abla!
Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!


Yorumlar