ahmet muhip dıranas edebi kişiliği | her telden <



ahmet muhip dıranas edebi kişiliği

Yazan: west 23 Aralık 2010  
Kategori: YaÅŸam

Sinop’un Salı köyünde dünyaya gel­di. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, ÅŸiir sevgisinin geliÅŸme­sinde etkili oldular. Edebiyat Fakülte­si Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Politika­ya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı.

Edebi KiÅŸiliÄŸi – Sanat Anlayışı

Yayımlanan ilk ÅŸiiri, Ankara Lisesi’nden Muhip Atalay imzasıyla Millî Mecmua’da çıkan “Bir Kadına” adlı ÅŸiir­dir. Sonra kendi imzası ile çeÅŸitli dergilerde ÅŸiirler ya­yımlamıştır. Tevfik Fikret’in “Rübab-ı Åžikeste” adlı eseri­ni TürkçeleÅŸtirerek “Kırık Saz” adıyla yayımlamıştır.

Şiirde biçime önem verişi, işlediği temalar, simgecilik­ten hareketle yarattığı yeni bir şiir diliyle kendi dönemindekileri olduğu gibi sonra gelenleri de etkilemiştir. Şiirde ahenge ve sese önem vermiştir.

Örneğin Kar şiirinde sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.

Fransız sembolist ÅŸiirinin öncülerinden Baudelaire ve Verlaine’in etkisi altında kalan sanatçı, “biçim” ve “ahenk”i kaygı edinmiÅŸ, yeni bir yapı içinde ruhun dalgalanışlarını dile getirmeye çalışmıştır.

Åžiirlerinde konu olarak Anadolu’yu, memleket manza­ralarını, doÄŸa ve tarih sevgisini iÅŸlemiÅŸtir.

Destanımsı şiirler yazmıştır. Şiirde yeni bir bütünlük kurmaya çalışmıştır.

Ölçü ve uyağa sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. Sese ve ahen­ge önem vermiştir.

Gerek Fransız ÅŸiiri, gerekse kendinden önceki kuÅŸak­tan ustaları Ahmet HaÅŸim ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir ÅŸi­ire ulaÅŸmıştır.

Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakala­yan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır.

Şiirlerinde aşkı, tabiatı, ölümü, hatıraları, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde vermiştir.

* Åžiir: Åžiirler
* Oyun: Gölgeler, O Böyle İstemezdi
* İnceleme: Fransa’da Müstakil Resim
* Åžiir Çevirisi: Çalar Saat (Charles Baudelaire’den)

Fahriye Abla

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne ÅŸirin komÅŸumuzdun sen, Fahriye Abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

DiÄŸer Konular;

Yorumlar








Sohbet