depakin yan etkileri | her telden <



depakin yan etkileri

Yazan: west 25 Eylül 2011  
Kategori: YaÅŸam

Kullanım Şekli:
Tek kullanımda (örneÄŸin cerrahi öncesi): Son oral dozdan 4-6 saat sonra %0.9′luk NaCl çözeltisi içinde sodyum valproat intravenöz veya 24 saati geçen sürekli infüzyon ÅŸeklinde veya günde 4 kez birer saatlik perfüzyonlar ÅŸeklinde (ortalama doz 20-30 mg/kg/gün) uygulanır. Etkili plazma konsantrasyonuna hızla ulaşılması ve sürdürülmesi istenildiÄŸi durumlarda 15 mg/kg dozda bolus tarzında 5 dakikadan uzun sürede i.v. enjeksiyon uygulanır. Daha sonra sürekli infüzyon ÅŸeklinde devam edilir; 1 mg/kg/saat akış hızıyla yavaşça artırılarak yaklaşık olarak 75 mg/l kan valproat konsantrasyonuna ulaşılır. Akış hızı klinik duruma göre düzenlenir. İnfüzyon kesilir kesilmez elimine edilen miktarın hemen yerine konulabilmesi için oral form ile tedaviye geçilir. Oral uygulama önceki dozla ya da doz deÄŸiÅŸtirerek yapılır.

Endikasyonları :

Jeneralize veya parsiyel epilepsinin tedavisinde, özellikle absans, miyoklonik, tonik-klonik, atonik ve miks nöbet ÅŸekillerinin görüldüğü durumlarda, basit veya kompleks nöbetler, sekonder jeneralize nöbetler, spesifik sendromlar (West, Lennox – Gastaut) görülen parsiyel epilepside ve çocuklardaki febril konvülziyonların profilaksisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Akut hepatit, kronik hepatit, kişide veya ailede, özellikle ilaca bağlı ağır hepatit hikayesi, sodyum valproata aşırı duyarlık ve porfiride kontrendikedir.

Uyarılar:
Bazen fatalite ile sonuçlanan, ağır karaciÄŸer harabiyeti çok nadir bildirilmiÅŸtir. Beyin hasarı, zeka geriliÄŸi ve/veya konjenital metabolik veya dejeneratif hastalığı olan ve ağır nöbet görülen bebekler ve 3 yaşın altındaki çocuklar, özellikle kombine antikonvülzan tedavi görüyorlarsa en fazla risk altında olan hastalardır. Vakaların büyük bölümünde karaciÄŸer hasarı tedavinin ilk 6 ayında görülmektedir. Spesifik olmayan ve genellikle ani ortaya çıkan ve bazen sürekli kusma ve karın aÄŸrısının eÅŸlik ettiÄŸi asteni, anoreksi, yorgunluk hali ve baÅŸ dönmesi ve nöbetlerin tekrarlaması halinde hastanın derhal doktora baÅŸvurması gerektiÄŸi bildirilmelidir. Klinik muayene ve karaciÄŸer fonksiyonun biyolojik deÄŸerlendirilmesini içeren incelemeler derhal gerçekleÅŸtirilmelidir. Tedavinin ilk 6 ayında karaciÄŸer fonksiyonu periyodik olarak kontrol edilmelidir. EÄŸer anormal derecede düşük protrombin düzeyi saptanırsa ve özellikle diÄŸer laboratuvar bulguları da mevcutsa (fibrinojen ve pıhtılaÅŸma faktörlerinde önemli azalma , bilirubin düzeyinde yükselme, ve transaminazlarda yükselme) sodyum valproat tedavisi durdurulmalıdır. Bir tedbir olarak aynı metabolik yolu kullandıkları için sodyum valproat ile birlikte veriliyorsa salisilat kullanımı da kesilmelidir. İki yaşın altındaki çocuklarda sodyum valproat uygulanacaksa monoterapi önerilir, ancak tedaviye baÅŸlamadan önce sodyum valproat’ın potansiyel yararına karşılık karaciÄŸer harabiyeti riski bu gruptaki hastalarda iyi deÄŸerlendirilmelidir. İki yaşın altındaki çocuklarda aynı zamanda salisilat kullanımı, karaciÄŸer toksisitesi riski nedeniyle, önlenmelidir. Tedaviye baÅŸlamadan veya cerrahi giriÅŸim öncesi ve spontan çürük ve kanama durumunda kan kontrolleri (trombosit sayımı dahil kan sayımı, kanama zamanı ve koagülasyon testleri) yapılmalıdır. Böbrek yetersizliÄŸi olanlarda serbest valproik asidin serum yoÄŸunluÄŸunun artabileceÄŸi göz önünde bulundurulmalı ve doz azaltılmalıdır. Her ne kadar sodyum valproat kullanımı sırasında immün bozukluklar çok ender görülmüşse de sistemik Lupus eritematozuslu hastalarda sodyum valproat’ın potansiyel yararı ile riski iyi deÄŸerlendirilmelidir. Çok ender olarak pankreatit bildirilmiÅŸtir; bu nedenle akut karın aÄŸrısı olan hastalarda cerrahi giriÅŸimden önce serum amilaz testi yapılmalıdır. Kombine tedavi gören kadınların çocuklarında malformasyon daha yüksek oranda görülmektedir, ancak tedavinin ve hastalığın birbiri ile baÄŸlantıları kesin olarak saptanmamıştır. Sık rastlananlar, dudak yarığı ve kardiyovasküler malformasyonlardır. Antiepileptik tedavinin birden kesilmesi annede hastalığın ÅŸiddetlenmesine neden olur, bu da fetüs üzerinde zararlıdır. GebeliÄŸin ilk üç ayında az sayıda multipl malformasyon ve yüzde ÅŸekil bozukluÄŸu bildirilmiÅŸtir. Sodyum valproat daha çok miyelomeningosel, sipina bifida gibi nöral tüp defektine neden olur. Ayrıca folat takviyesi düşünülmelidir. Tedavi eÄŸer etkili ise gebelik sırasında durdurulmamalıdır. Monoterapi tercih edilmeli; efektif minimum günlük doz, bölünmüş dozlar halinde gün içine yayılarak uygulanmalıdır. Laktasyonda: anne sütündeki valproat miktarı düşük olup annenin serum düzeyinin %1-10′u arasındadır. Bu güne kadar neonatal dönemde kontrol altında tutulmuÅŸ ve anne sütü ile beslenmiÅŸ çocuklarda klinik etkilere rastlanmamıştır.

Yan Etkileri:
Karaciğer disfonksiyonu, teratojenik risk, konvüzyon veya konvülsiyonlar (tedavi sırasında ender olarak stupor, izole veya nöbetlerde artışla birlikte görülmüştür ve tedavi durdurulduğunda veya azaltıldığında, azalmıştır. Bu etkiler genellikle birden fazla ilaçla tedavi sırasında veya valproat dozu birden artırıldığında ortaya çıkar), bazı hastalarda tedavinin ilk günlerinde sindirim sistemine ait yan etkiler (bulantı, mide ağrısı) görülebilir. Geçici ve/veya doza bağlı olarak bildirilen yan etkiler: Saç dökülmesi, postural ince tremor, karaciğer fonksiyon testleri değişmeksizin hiperamoniemi. Özellikle yüksek dozlarda ve genellikle ilgili klinik belirtilerin görülmediği; fibrinojende izole azalma veya kanama zamanında uzama (sodyum valproatın trombosit agregasyonunun ikinci fazı üzerinde inhibitör etkisi vardır) bildirilmiştir. Anemi, lökopeni, trombositopeni veya pansitopeni de bildirilmiştir. Bazen fatalite ile sonuçlanan pankreatit tanımlanmıştır. Vaskülarit görüldüğü bildirilmiştir. Kilo artışı görülebilir; amenore ve menstruel düzensizlik bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Valproat’ın diÄŸer ilaçlar üzerindeki etkisi: Sodyum valproat, nöroleptiklerin, MAO inhibitörleri ve antidepresanlar gibi diÄŸer psikotropların etkisini potansiyalize edebilir. Sodyum valproat fenobarbitalin plazma yoÄŸunluklarını artırır (karaciÄŸerde yıkımı inhibe olduÄŸu için) ve buna baÄŸlı olarak özellikle çocuklarda sedasyon görülür. Kombine tedavinin ilk 15 gününde hasta yakından izlenmeli ve ilk sedasyon belirtileri görüldüğünde hemen fenobarbital dozu azaltılmalıdır. Primidonun plazma yoÄŸunluklarını ve yan etkilerini (sedasyon) artırır. Fenitoinin total plazma yoÄŸunluÄŸunu artırır. Daha da önemli olarak serbest fenitoin yoÄŸunluÄŸu artabilir, bu durumda doz aşımı belirtileri ortaya çıkabilir (valproik asit ,plazma proteinlerine baÄŸlanma noktalarında fenitoin’in yerini alır ve karaciÄŸer de parçalanmasını yavaÅŸlatır). DiÄŸer ilaçların valproat üzerindeki etkisi: Enzim indükleyici etkisi olan antiepileptikler (fenitoin, fenobarbital, karbamazepin) valproatın serum yoÄŸunluklarını azaltır. Kombine tedavide dozlar kan düzeylerine göre ayarlanmalıdır. Meflokin, valproik asit metabolizmasını artırır ve konvülzan etkisi vardır; bu nedenle kombine tedavide epileptik nöbetler görülebilir. Valproatla birlikte proteinlere yüksek oranda baÄŸlanan ajanlar (asetilsalisilik asit) kullanıldığında, serumdaki serbest valproat düzeyi artabilir. Valproatın serum düzeyleri, aynı zamanda simetidin veya eritromisin kullanılırsa artabilir (karaciÄŸer metobolizması azaldığı için). Aynı zamanda Vitamin K antagonisti antikoagülan kullanılıyorsa protrombin düzeyi yakından takip edilmelidir.

DiÄŸer Konular;

Yorumlar








Sohbet