döl yatağı tedavisi
Döl yatağı görülen üreme sistemi kanserleri arasında ameliyat ve tedavi edilebilirlik oranı en yüksek olanıdır; olgulann yüzde 85-9O’ı ameliyat edilebilir. Bütün hastalar için tedavi umudu ve yaşamı belirgin ölçüde uzatma olasılığı vardır. Tedavi de izlenecek yol birincil tümörün evre, hücre tipi ve aşaması, dölyatağı duvar-na yayılma gibi özelliklerine ve yayılabileceği alanlara göre belirlenir.
Tümörün progesteronla tedaviye ve-receği yanıt beş etkene bağlıdır:
- Yaşı. Genç hastalar progesteronlara daha iyi yanıt verirler.
- Tümörün doku tipi. Hücreleri iyi farklılaklar normal hücreye benzeyen) tümörfer, Mcre yapısı farklılaşmamış tümöflerden daha iyi yanıt verir.
- Kanserin yeri. Akciğer ve kemik metastazları progesteroıüa tedaviye daha iyi yanıt verir.
- llerleme derecesi. Hastalığın yavaş ilerlediği ye uzun iyilik dönemleri olan hastalar tedaviye en iyi yanıt verenlerdir.
- Progesteron ve östrojen alıcısı duyarlı hücrelerin bulunması. Hücre yüzeyinde östrojen ve progesteron alıcılan varsa tedaviye yanıt alınır; her iki alıcı bulunduğunda yanıt daha iyidir.Kanserli hücrelerin çoğalmasını ön-Jeyen hücre öldüriicü ilaçlarla tedaviye, aricak progesteron tedavisinin başansız kaldığı durumlarda başvurulur. Hastalı-ğın karaciğer ve kann içi organlara da yayıldığı olgularda bu ilaçlar progeste-ronla birlikte kullanılabilir. Endometri-yum karsinomu iyi gidişli olduğundan, ilerlemiş evrede tanı konan olgulann sa-yısı azdır (yüzde 3). Hastalık bu evrede de progesteronlara yanıt verdiğinden hücre öldürücü ilaçlar az kullanılmakta-dır. Dolayısıyla bu ilaçlarla yapılan ke-moterapinin etkisiyle ilgili Vefi azdır. • Yan etkiler – Cerrahi girişim her le-ğen bölgesi cerrahisinde görülenlerin dışında bir komplikasyona yol açmaz. Işın tedavisinin yan etkileri ise görece fazladır; bunlann görülme sıklığı ve tü-rü dölyatağı boynu karsinomunda görü-lenlerden farklı değildir. Progesteron te-davisinin önemli yan etkileri yoktur. Progesteron hormonu karaciğer işlevini bozmaz; kan şekeri normal olanlarda kan şekerini artırmaz, ama şeker hasta-larında kan şekeri düzeyinde geçici dengesizliklere yol açabilir. Progesteron kas içine verildiğinde mikropsuz apse-lere neden olabilir. Uzun süreli verildi-ğinde kilo ve yağdokusu artışına, sey-rek olarak da şişmanlık, kıllanma, akne ve kemiklerde kalsiyum azalmasıyla (osteoporoz) Cushing hastalığma ben-zer belirtilere ve katarakta yol açar. Aşın kilo alma bu hastalarda önemli bir yan etki olabilir. Alerji, halsizlik ve da-mar komplikasyonlan çok seyrek görü-lür. Hücre öldürücü ilaçlarla tedavinin yan etkileri bütün bu tür tedavilerde görülenlerle aynıdır.
Dölyatağı gövdesi kanseri, dölyata-ğının cerrahi girişimle alınmasından sonra ışın tedavisi (radyum, X ışınları vb) uygulanarak tedavi edilebilir. Teda-vinin başansı tümörün yayılma duru-muna bağlıdır. Bu yolla tedavi edilen Evre I tümörlerde olgulaftn yüzde 75′inde hasta ameliyattan 5 yıl sonra sağdır. Evre II tümörlerde ise 5 yıl son-ra sağ kalan hasta oranı yüzde 20′dir.
Bu veriler hastalığın erkf n tanısının ne kadar önemli olduğunu örtaya koy-maktadır. Dolayısıyla 50 yaşından sonra âdet kanamalan süren (geç menopoz) ya da menopoza bağlı âdet kesil-mesinden sonra kanama örtaya çıkan kadınlann hemen hekime başvurması ve olgulann endometriyum karsinomu olasılığımn araştınlması gerekir. Endometriyumda kansere yatkınlık anlamına gelen aşın hücre çoğalması durumlann-da hastanm düzenli olarak izlenmesi gerekir. Bu hastalarda düzenli muaye-neyle tümör erken evrede saptanabilir.
Son zamanlarda yaşlı olmalan ya da başka hastalıklan bulunması nede-niyle ameliyat edilmeyen hastalarda yalnızca tıbbi tedavi ile iyi sonuçlar



Yorumlar