halk şiirinin özellikleri | her telden <



halk şiirinin özellikleri

Yazan: west 23 Aralık 2010  
Kategori: YaÅŸam

Sözlü edebiyat geleneÄŸi, Türklerin İslamiyet’i kabulüyle baÅŸlayan kültürel de­ğiÅŸikliklere uyum saÄŸlamış, özünü kaybetmeden biçim ve içerik bakımından bazı deÄŸiÅŸikliklerle varlığını sürdürmüştür. ÇoÄŸunlukla halkın ortak yaÅŸayışı­nı, beÄŸeni ve deÄŸerlerini yansıtan bu geleneÄŸe “halk edebiyatı” adı veri­lir. Türk halk edebiyatının ilk örnek­leri, İslamiyet’in kabulünden önceki Türk edebiyatında görülmektedir. Ozan, kam, baksı, ÅŸaman, oyun gibi adlarla anılan sanatçılar; kopuz adı verilen çalgı eÅŸliÄŸinde sığır, şölen ve yuÄŸ törenlerinde, sade bir dille hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanarak ÅŸiirler söylemiÅŸlerdir. Halk edebiyatında nesirden çok ÅŸiir alanında ürün verilmiÅŸtir.

13 ve 15. yüzyıllarda destan edebiyatından halk hikâyelerine geçilmiştir. 13. yy.da Yunus Emre, 15. yy.da Kaygusuz Abdal ve Hacı Bayram-ı Veli, tasavvuf ve din çer­çevesinde şiirler yazmış, halk şiiri geleneğinin ilk şairleri sayılmıştır. 15 yüz­yıldan itibaren toplum düzeni değişmiş, göçebelikten yerleşik yaşama geçi­lirken, ozan, kam, baksı, şaman, oyun; yerini âşıklara bırakmıştır. Destansı şiirlerin yerini koşmalar almış; çalgı aleti olarak kopuzun yerine saz kullanıl­maya başlanmıştır. Bu yüzyılda Bektaşiliğin etkisi artmış, din ve toplumla ilgili düşünce ve eleştiriler önem kazanmıştır. 16. yy.da Pir Sultan Abdal, Köroğlu gibi şairlerle gelişimini sürdüren halk şiiri 17.yy. da güzellemeleri ile ün sal­mış Karacaoğlan gibi bir saz şairini yetiştirmiştir. 17. yy.dan itibaren bazı halk şairlerinde divan şiirinin etkisi görülse de geleneksel çizgisini devam ettirmiş ve başarılı şairler yetiştirmiştir

Halk Şiirinin Genel Özellikleri:

*
İçerik, tema ve ÅŸekil yönünden İslamiyet’ten önceki Türk Åžiir geleneÄŸiyle benzerlikler gösterir.
*
Halk şiiri geleneğinde eser verenlerin çoğu halkın içinde gelip onların ortak duygularını yansıtmayı amaçlayan, düzenli bir eğitimden almamış kişilerdir. Özellikle anonim halk şiiri ve âşık tarzı halk şiiri, genel olarak ekonomik durumu çok iyi olmayan, hayatın zorluklarıyla müca­dele eden, edebiyat estetiğinden çok; ince bir sezgi, duyuş algılama yeteneğine sahip Anadolu insanının zihniyet dünyası etrafında oluş­muştur.
*
Halk ÅŸiiri, divan ÅŸiirinde olduÄŸu gibi yüce, yüksek ve ideal olmaya de­ğil hayatın gerçeklerine yönelik bir ÅŸiirdir. Bu ÅŸiirde önemli olan biçim deÄŸil “mana”dır. Bu yönüyle soyut unsurlardan çok somut unsurlar, hayali güzellerden çok gerçek güzeller; mitolojik kahramanlar, olaÄŸanüstü olay ve olgulardan çok günlük hayatın gerçekleri ÅŸiirde iÅŸlenir.
*
Sözlü gelenek içinde çoğunlukla da irticalen (doğaçlama, birdenbire ve içinden geldiği gibi söylemek) oluşturulan halk şiiri, sonraki kuşakla­ra da genellikle sözlü gelenek yoluyla aktarılmıştır.
*
Åžairlerin çoÄŸu ÅŸiirlerini ilk söylediklerinde yazıya geçirmedikleri için, ÅŸiirlerin birçoÄŸu unutulmuÅŸ, hafızalarda kaldığı kadarıyla günümüze ulaÅŸmıştır. Günümüzde bu edebiyata ait bir ÅŸiirin, Anadolu’nun farklı yörelerinde, farklı varyantlarıyla karşımıza çıkmasının nedeni budur. (Varyant: Bir eserin aslından çok az ayrılan deÄŸiÅŸik biçimi)
*
Divan ÅŸairleri, kendi ÅŸiirlerinden beÄŸendiklerini divan adı verilen kitap­larda toplayıp yazıya geçirmiÅŸlerdir. Ancak, halk ÅŸiiri, yazılan bir ÅŸiir ol­maktan ziyade söylenen bir ÅŸiir olduÄŸu için ÅŸairlerin hayattayken kendi ÅŸiirlerini bir araya getirip yazıya geçirmeleri pek mümkün olmamıştır. Bu nedenle bu ÅŸairlerin ÅŸiirleri baÅŸkaları tarafından “mecmua” veya “cönk” diye adlandırılan defterlerde toplanmıştır.
*
Zaman zaman Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmışsa da halkın konuşma diliyle oluşturulmuştur. Özellikle anonim halk şiiriyle âşık tarzı halk şiirinde Türkiye Türkçesinin ortak sözcüklerinin yanında ürünlerin dilinde yöresel sözcüklere de rastlanır.
*
Anlatım, içten, canlı ve yalındır. Divan edebiyatındaki kadar edebî sanatlara fazla yer verilmemiÅŸtir. Fakat söyleyiÅŸ güzelliÄŸi yaratmak için kalıplaÅŸmış benzetmelere (mazmunlara) baÅŸvurulmuÅŸtur. İnci: diÅŸ, kalem: kaÅŸ, elma: yanak, ok: kirpik, suna: turna; ela göz, yeÅŸil baÅŸlı ördek gibi…
*
Şiirlerde, aşk, ayrılık, sevgiliye özlem, doğa güzelliği, ölüm, toplum­sal olaylar, kahramanlık, din ve tasavvuf gibi temalar işlenmiştir.
*
Şiirlerin nazım birimi genellikle dörtlüktür.
*
Åžiirler, hece ölçüsüyle söylenmiÅŸ, en çok 7, 8 ve 11′li kalıplar kulla­nılmıştır. Divan ÅŸiirinden etkilenen bazı ÅŸairler aruz öl­çüsünü de kullanmıştır. (Âşık Ömer, Kâtibi, Dertli, Gevheri, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni gibi)
*
Halk ÅŸiirinde ahengi saÄŸlamak için genellikle yarım ve cinası uyak kullanılmıştır. Bazen de sadece redife yer verilmiÅŸtir. Halk ÅŸiiri geleneÄŸindeki ÅŸairler özellikle ölçü ve uyak yönünden divan ÅŸairleri kadar titiz deÄŸiller, biçim mükemmelliÄŸine önem vermezler. ÖrneÄŸin 8′li hece öl­çüsüyle söylenmiÅŸ bir ÅŸiirin bazı dizelerinde 7 veya 9 hece bulunması, iki dizesinde tam kafiye bulunan bir dörtlüğün üçüncü dizesinde yarım kafiye kullanılması halk ÅŸiirinde zaman zaman karşılaşılan bir durum­dur. Biçimle ilgili bu kusurların nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
*
Bazı, şairlerin okur-yazar olmaması, biçim ve uyak konusunda ye­terli bilgiye sahip olmaması,
*
Şairlerin, şiirlerini saz eşliğinde ve hazırlıksız (irticalen) söyle­meleri,
*
Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.
*
Şairlerin biçim güzelliğini değil, anlam güzelliğini ön planda tut­maları.
*
Koşma, semai, mani, türkü, varsağı, gibi nazım şekilleri kullanılmış, konuları bakımından şiirler, güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, nefes, ilahi, sathiye gibi isimler almıştır. İşledikleri konuya göre adlan­dırılan bu ürünler halk şiiri nazım türlerini meydana getirmiştir.
*
Şiirler çoğu zaman müzikle iç içedir, belli bir ezgiyle söylenir.

DiÄŸer Konular;

Yorumlar








Sohbet