kayseri gezilecek yerler | her telden <



kayseri gezilecek yerler

Yazan: west 22 Nisan 2011  
Kategori: YaÅŸam

Kayseri’de Çifte Medrese adıyla tanınan bina birbirine bitiÅŸik, açık avlulu iki yapıdan teÅŸekkül eder. Birinin diÄŸerinden daha enli olması dışında her iki bina da tipik medrese ÅŸemasına sahiptir. Ancak form bakımından görülen benzerlik fonksiyon bakımından görülmez; çünkü batıdaki bina bir ÅŸifahane, doÄŸudaki tıp medresesidir. DiÄŸer bir deyiÅŸle biri saÄŸlık, öbürü eÄŸitim kurumudur.

Gerek ÅŸifahane gerekse medrese bir açık avlu etrafında tertiplenen dört eyvanlı ÅŸemaya uygun olarak inÅŸa edilmiÅŸtir. Åžifahane, dış ölçüleri 41×32.50 m. olan dikdörtgen biçiminde bir yapıdır. Dört köşe avlusunun bir kenarı 12.50 m. olup üç yanı üç kemerli revaklarla çevrilidir. Ana eyvanın önüne rastlayan dördüncü revak tek açıklıklı yapılmıştır. Eyvanlar geniÅŸ açıklıklı orta kemerlerin gerisinde bulunur. Kuzeye düşen ana eyvan 10.50 m. derinliÄŸinde ve 9 m. eninde büyük ve yüksek bir mekândır. Ana eyvanın iki yanına odalar konulmuÅŸ bunlardan batıdaki küçük bir oda, doÄŸudaki ise birinden ötekine geçilen iki dikdörtgen oda ÅŸeklinde tertiplenmiÅŸtir. Portal yapının uzunlamasına ekseni üzerinde deÄŸildir; avlunun batısındaki revağın ekseni üzerinde bulunur. BeÅŸik tonozlu dar bir geçitle ÅŸifahane bölümüne içeriden baÄŸlanmış olan medrese, ÅŸifahaneden bir metre kadar geride yer almıştır, bununla giriÅŸ cephesindeki iki yapı vurgulanmak istenmiÅŸtir. Bu küçük fark göz önüne alınmazsa medresenin derinliÄŸi ÅŸifahaneninkine eÅŸittir denilebilir. Ancak eni daha dar olup 27.50 metredir. Dolayısıyla avlusu da 14.00×8.00 m. ölçülerinde bir dikdörtgendir. Åžifahanede olduÄŸu gibi burada da bir revak avlunun dört tarafını çevirir. Dikdörtgen avlunun uzun kenarında revak üç kemerlidir ve yan eyvanlar orta açıklığın gerisinde bulunur. Avlunun dar kenarı kuzeyde, ana eyvanın önünde, tek kemerli; güneyde ise iki kemerlidir. Bu durum güneydeki binanın ekseninden kaydırılarak kemerlerden batıdakinin arkasına konulması zorunluluÄŸunu doÄŸurmuÅŸtur. Medresenin ana eyvanı, ÅŸifahanenin ana eyvanından daha dar ve daha az derindir (9.70×7.50 m.); bu eyvanın iki yanında ise biri büyük diÄŸeri küçük iki oda vardır.

Doğu eyvanıyla yapının kuzeydoğu köşesindeki oda arasında bulunan ve altlı üstlü mezar mahzeni ile mescit kapıları avluya bakan türbe, dıştan sekiz köşeli mescid katı ve sekiz köşeli prizmatik külâhı ile tipik bir Selçuklu türbesidir. Mescidin içi silindir biçimindedir. Karşılıklı olarak duvarlarına biri dikdörtgen, öbürü yarımdaire sekiz niş açılmıştır. Bunlardan güneydoğudaki yarım-daire niş mihraptır. Dış görünüşü itibariyle sekizgen olan külâh içte de sekiz köşeli olarak yükselir ki, bu duruma külâhlarının içi daima kubbeli olan Anadolu Selçuklu türbe mimarisinde az rastlanmaktadır. Medresenin portali yine şifahanede olduğu gibi, batı revağının ekseni üzerinde, yanı soldadır.

İki binadan meydana gelen iki kapılı manzumeden yalnız ÅŸifahanenin portali üzerinde bulunan kitabe günümüze kadar gelmiÅŸ bulunuyor. Kitabeden ÅŸifahanenin 602 H.(1205) yılında II. Kılıç Arslan’ın kızı ve I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in kardeÅŸi Gevher Nesibe Hatun’un vasiyeti üzerine inÅŸa edildiÄŸini öğreniyoruz. Åžifahaneye bitiÅŸik olan Tıp Medresesi ise Gıyâsiye Medresesi adıyla tanınır ve Gıyâseddin Keyhüsrev (1192-1196, 1204-1210) tarafından yaptırıldığı kabul edilir. Ancak Tıp Medresesi’nin Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından yapıldığına iliÅŸkin kesin bir bilgi yoktur. Selçuklu Döneminde yan yana, fakat deÄŸiÅŸik fonksiyona sahip iki yapının baÅŸka ÅŸahıslarca yaptırıldığı vâkidir. Buna örnek olarak DivriÄŸi Ulu Camii ve Darüşşifa’sını gösterebiliriz. DiÄŸer yandan bunun tam tersi durumlar da söz konusu olabilmektedir. Kayseri’de Hacı Kılıç Camii ve Medresesi veya Mahperi Huand Hatun Külliyesi gibi. Åžu halde, Çifte Medrese’nin iki binasını da aynı ÅŸahsın yaptırmış olması imkansız deÄŸildir.

Medrese ve ÅŸifahanelerde bulunan türbelerde genellikle bunların bânilerinin yattığı bir gerçektir. Meselâ I. Keyhüsrev’in oÄŸlu I. İzzeddin Keykâvus (1210-1219) Sivas’ta kendi yaptırdığı darüşşifadaki türbede gömülüdür. Gıyâsiye Medresesi diye bilinen medresede de bir türbe var, fakat bu türbenin Gıyâseddin Keyhüsrev’e ait olmadığını biliyoruz. Çünkü bu sultan Konya Alâeddin Camii’nin haziresindeki Kümbedhâne’de gömülüdür. Dolayısıyla türbenin Gevher Nesibe Hatun’a ait olduÄŸunu düşünmek gerekir. Ancak bu takdirde türbenin neden Gevher Nesibe Hatun tarafından yaptırıldığı kitâbesiyle sâbit olan ÅŸifahane kısmında deÄŸil de medrese kısmında bulunduÄŸu sorusu karşımıza çıkıyor. Bu sorunun cevabı iki ÅŸekilde olabilir: Ya ÅŸifahane aslında türbenin bulunduÄŸu bina idi ve kitabe sonradan bu binanın portalinden sökülüp bugün ÅŸifahane olarak tanınan binanın portaline konulmuÅŸtur ya da her iki bina aynı kimse tarafından yaptırılmış ve bâniyesinin türbesi külliyenin uygun bir yerine oturtulmuÅŸtur. Biz bu iki ihtimalden ikincisinin doÄŸru olduÄŸu kanısında bulunuyor ve Çifte Medrese’nin tamamının Gevher Nesibe Hatun’un vasiyeti üzerine yaptırıldığını ve türbede de bu sultanın yattığını sanıyoruz.

Çifte Medrese bugün Mimar Sinan Parkı içinde kalmakta olup Erciyes Üniversitesi’ne baÄŸlı Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır.

DiÄŸer Konular;

Yorumlar








Sohbet