münih gezilecek yerler
ALMANYA’NIN GÜN IŞIĞI
Waldkraiburg’tan dönerken başladı her şey. Bu şehre yolumuzun üzerinde olduğu için uğramıştık. Sıradan bir şehir olduğunu düşündük başlarda. Ancak şehrin girer girmez bütün fikirlerimiz değişti. Bu şehir sanki bir başyapıtıydı Almanya’nın neresinden bahsettiğimi soruyorsanız. Tabiki Müchen’den sanatın yeniden doğduğu şehirden.
Åžehre ilk geldiÄŸimiz için ÅŸehrin merkezini bulmakta biraz zorlandık. Aslında bakarsanız gördüğümüz manzara karşısında büyülediÄŸimizden bulamadık, büyünün etkisi geçince bulabildik.Bizi ilk karşılayan Barış meleÄŸi oldu. YüksekliÄŸi 25 m Sütünün üzerinde yaldızla kaplı bronz melek bulunmaktadır. sanki attendant yapılmış München’i taÅŸlandıran bir taç gibiydi.Barış MeleÄŸi Fransa-Prusya ÅŸavaşında zaferle galip gelen Alman askerleri için 19.yüzyılda inÅŸa edilmiÅŸ.Barış meleÄŸi anıtı size kilometreler ötesinden görebilen sizin ise onu gördüğünüzde gözlerinizi almadığınız bir ÅŸaheser. Bu yapıtan ayrılarak ÅŸehir merkezine varıyoruz. Arabamızı kaldırımın otoparkında park edip, kentin göbeÄŸinde bir Pazar yerinde buluyoruz kendimizi. Çiçek, çikolata, turÅŸu, resturant, peynir, ÅŸarap… Aklınıza ne gelirse var açıkçası. Bu Pazar yerinin ismi Viktaulienmarkt. Burada satılan ürünlerin tazeliÄŸi ve lezzetliliÄŸi hakkında garanti verebilirim. Viktaulienmarkt yediÄŸim soslu karides ve turÅŸu bu zamana kadar yediÄŸim en lezzetli ürünlerdi. Åžiddetle tavsiye ediyorum. Burada karnımızı tıka basa doyurduktan sonra havanın kararmasıyla birilikte otel aramaya baÅŸladık. Birçok otel önceden rezervasyonla çalıştığı için, merkezdeki otellerde doluluk, ilk geliÅŸimiz ve 5 kiÅŸi olduÄŸumuzdan otel bulmamız 45 dakikamızı aldı. Güzel bir otel bulup akÅŸam München keÅŸif turuna çıktık. Dışarı çıktığımda ilk girdiÄŸim dükkân Book Shop oldu. İlk iÅŸim München’ni anlatan bir kitap bulmak oldu. Ancak bir ÅŸey itiraf etmeliyim ki o kadar gezmeme raÄŸmen München’i anlatan Türkçe bir kitap bulamamak beni açıkçası biraz üzdü. İngilizce kitabı alıp, ailecek München’i gezmeye koyulduk. Gördüğüm her ÅŸey beni kendimden alıp geçiriyor, gözlerim bayram ediyordu. İçim içime sığmıyor, içimdeki heyecan küçük bir çocuÄŸun dünyayı keÅŸfederken yaÅŸadığı heyecan gibiydi. Yollarda her adımda farklı bir manzarayla karşılaÅŸtığım için her seferde nefesim kesiliyordu. Merkezde bizi ilk karşılayan Sendlinger Tor oldu. Sendlinger Tor München dış surlarından üç kapının en eskilerden olup,1318 yılında inÅŸa edildiÄŸi tahmin edilen, bu sur İtalya ‘ya ticaret yolu için kullanıldı. İki tane altıgen kule ve yaya benzeyen bir geçitte sahiptir.
Ayaklarımız bizi New Town Hall’a götürüyordu, ilk gördüğümde bu yapının bir katedral olduÄŸunu düşünmüştüm. Ancak New Town Hall Georg Von Hauberriser tarfından1908 ve 1867 tarihleri arasında Gotik Riveival mimari tarzıyla inÅŸa edilmiÅŸ fantastik bir yapıydı. 400 odaya sahip olan New Town Hall dışardan bakarken bile içinde kaybolduÄŸunuz içine girdiÄŸinizde ise çıkmak istemeyeceÄŸiniz bir ÅŸaheserdi. Günümüzde meclis binası olarak kullanılmaktadır. Bu yapıyı inceledikten sonra Maximilian Street’e doÄŸru yürümeye koyulduk. Maximilian Street’e vardığımızda cadde boyunca zarifçe dizilen ve son derece elit tabakanın alış veriÅŸ ettiÄŸi dükkanlar bizi selamlıyordu.Atmosfere ayak uyduran ayaklarımız asilce bize eÅŸlik ediyordu. Cadde boyunca ilerlediÄŸimizde Residenz Saraya geldik. 1385 yılında inÅŸa edilen Residenz Sarayı 1385/1985 arası Bavyare hükümdarlarına ev sahipliÄŸi yapmıştır. Sarayın görkemi ve ÅŸaÅŸası karşısında insanın dili tutuluyordu. Günümüzde sanat, opera ve çeÅŸitli organizasyonlar için kullanılan bu yapı, biz uÄŸradığınızda da bize sürpriz hazırlamıştı. Sarayın içersine konser için yapılandırılmış sahne ve sandalyeler bulmaktaydı. Åžansımızdan olsa gerek bizde bu hoÅŸ konserse katılma fırsattı bulup, müzik ziyafetti yaÅŸamış olduk. Bu zevkli dinletiden sonra otelle dönüş yolluna koyulduk. Yol boyunca çeÅŸitli sokak gruplarının gösterilerine ÅŸahit olduk. Victory Gate’ten geçtikten sonra tren yolluna takip ederek otellimize vardık. Bu hoÅŸ yorgunluÄŸun ardından ikinci gün Aillanz Arena ‘ya doÄŸru yolla çıktık. Yol boyunca bize yaÄŸmur eÅŸlik etti. Allinaz Arena’ya vardığımızda insanoÄŸlunun ne kadar yaratıcı olduÄŸunu bir kez daha farkına varmıştım. Çünkü Allinaz Arena’nın tasarımı son derece dikkat çekici, Arena’nın dış cephesi beyaz özel bir folyo materyallinden kaplanmış, kaplanmasının nedeni geceleri aydınlatmasıyla bir gece lambasını anımsatması gündüz ise güneÅŸ ışınlarına karşı önlemesiyle son derece akıllı bir tasarım abidesiydi. Ya içine ne demeli! İçerisinde çeÅŸitli fast-food yerleri 1.katına Bayern, Münih 1980 München takımlarının maÄŸazaları bulunmakta olup, her 45 dakika da bir sahayı gezmek için bir rehber size eÅŸlik edip sahayı gezdiriyor, resim çekimi yapmanız ve istediÄŸiniz kadar alışveriÅŸ yapanız için tanıtımda bulunuyor. Tabi ki bunlar belli bir ücret karşılığında. Ancak ÅŸunu belirtmek gerekirse harcayınız para bu deÄŸiyor.
Gezimiz Barış Meleğinden başlayıp Allinaz Arena ya kadar süren bir 3 boyutlu film gibiydi. Bu kadar etkileyici eserler karşısında insan hayatta yeniden gelmiş gibi uyanıyordu. İçimdeki ses bu şehri bırakmam gerektiğini, söylüyor tekrar tekrar gelmem için bana direniyordu. Gerçekten de München sanattın yaşadığı, tarihinin günümüzle özleştiği, kalabalığıyla tamamlamış bir tablo gibi sizi bekleyen özel bir şehir. Bu şehri mutlaka gezi listenize eklemeniz gerektiğini düşünüyorum.


Yorumlar