sinop gezilecek yerler
Ayşe DÖNMEZ – Çağlayanların, kenarına sıralanmış kayınlar-söğütler-çınarlar-gürgenler-sarmaşıklar ve türlü bitkilerle sarmaş-dolaş ahengini, topraktan bitivermiş her biri ayrı renkteki çiçeklerin güzelliğini hayran hayran seyrederek, doğanın kendi şarkısını dinleyerek, bir çağlayandan diğerine tırmandık.
Sinop’tan yola çıktığımızda, büyüklü küçüklü 28 çağlayanı barındıran vadiye bir an önce ulaşmak için sabırsızlanıyorduk. Önce, etrafını kuşatan yeşilliklerle, derin yeşil Erfelek Baraj Gölü çıkıverdi karşımıza. Gölün arkasından dolaşarak ulaştık çağlayanlara nihayet. İlk çağlayan karşımızda duruyordu, yüksek bir uçurumdan süzülüyor ve küçük bir gölcüğe akıyordu. Yanındaki patikadan yürüyerek vadiye girdik. Yürüdükçe yeni bir çağlayan çıkıyordu karşımıza. Her birinin altında oluşmuş doğal havuzcuklara sularını köpürterek dökülüyorlardı. Bir merdiven gibi basamak basamak yükselen vadide; çağlayanların yanında katmanlar oluşturan kayalara basarak ilerliyor, bazen dik yerlere konulmuş kalın halatlara tutunarak yukarıya çıkıyorduk.
Geziyi düzenleyen AYAKİZİ’nin rehberi Haşim Bey arkadan gelerek grubu toparlıyor, yöreyi iyi tanıyan yerel rehber, Öğretmen M. Ali Bey ise önden yol gösteriyordu. Bazen, kütüklerin üstünden, bazen patikadan, bazen kaygan kayalara-yosunlara basarak, bazen de dik bir yokuştan tırmanarak yürüdük. Rehberimiz ve yerel rehber bütün gruba tek tek yardımcı oldu, gerektiğinde herkesi yukarı çekerken, gerektiğinde eşyalarımızı taşıdı bizim. Grup birbiriyle yardımlaşarak ilerledi.
Doğanın şarkısı
Altında derin bir havuz oluşmuş bir şalelede, Rehberimiz ve gruptakilerin bir kısmı kendilerini atıverdiler suya. Buz gibi suya girenlerin çılgın sesleri yankılandı vadide.
Sık ağaç ve bitki örtüsünden gökyüzü görünmüyordu ve sanki tropikal ormandaymış hissini yaşıyorduk. Güneş ışıkları zaman zaman yaprakların arasından sızıyordu. Hepsi ayrı güzellikteki şelalelerin çağıltısı derenin şırıltısına, yaprakların hışırtısı kuşların cıvıltısına karışıyor, doğa kendi şarkısını söylüyordu. Bu atmosferde insanın içinden şair olmak geçiyor, ya da bir şairin dizelerini mırıldanmak. Sinop’lu şair Ahmet Muhip Dıranas’a kulak verelim en iyisi:
Ne hoştur insanın bir gül açası,
Koşan göklerde kuş gibi uçası,
Bulutlarla yağmur olup ağlamak …
İlerlerken “9. şelaleye geldiniz, daha 18 şelale var” yazısıyla karşılaşınca, şaşırdık, ne kadar çok varmış diyerek devam ettik yürümeye. Yürünen kısım 2 kilometrelik bir mesafeydi ve 2 saat sürmüştü. Türk bayrağını görünce anladık sonuna geldiğimizi ve salaş bir mekanda güleryüzlü-esprili bir amca karşıladı bizi. Orada dinlendik, ayran içtik, karpuz ziyafeti çektik kendimize. Közde pişmiş patatesler kapışıldı, çaylar içilerek yorgunluk atıldı. Dönüş, vadinin kenarından kestirme bir güzergahtan, patikalardan yaklaşık bir saatte yokuş aşağı hızlıca yapıldı.
Çağlayanlarla dolu bu vadide, sağlıklı herkes doğa yürüyüşü yapabilir. Bölgede çadır kurup konaklama imkanı da var. Rahatça yürüyebilmek için spor ayakkabı ve doğaya uygun rahat giysiler giymek, ıslanmaya karşı bir yağmurluk bulundurmak yerinde olur. Fotoğraf çekmek için muhteşem bir ortam. İlkbaharı-yazı ayrı, sonbaharı ayrı renklere bürünen, bu vadideki güzelliklerin fotoğrafını çek çek bitiremezsin..
Erfelek Çağlayanları ve çevresi doğal sit alanı
Erfelek Çağlayanları’nın bulunduğu vadi; coğrafi özellikleri, jeolojik yapısı, ağaç dokusu ve bitki örtüsü açısından 19 Mayıs Üniversitesi tarafından incelenmiş. Vadiyi daha iyi tanımak açısından bu bilimsel araştırmadan aydınlatıcı bazı bilgiler:
‘’Erfelek çağlayanları, Sinop ilinin Erfelek ilçesine bağlı Tatlıca Köyü sınırları içerisinde yer alır. Karasu çayının kollarından Gülleyük Deresi üzerindeki çağlayanların Sinop şehrine uzaklığı 42 km’dir. Gülleyük Deresi, yatağını derine yararken tabaka başlarından döküldüğü kesimlerde merdiven basamakları şeklinde birçok çağlayan oluşturmuştur. Yörede nemli-ılıman Karadeniz iklimi hüküm sürmekte, özellikle kış ve ilkbahar aylarında artan yağış ve eriyen karlar akarsuyun akımını yükseltmektedir. Akarsu havzasındaki ormanın hakim elemanlarını, geniş yapraklı ağaçlar oluşturur. Bunlar arasında, kayın, gürgen, kestane ve meşe türleri ile ibrelilerden köknarlar öncelikle sayılabilir. Vadi boyunca yapılacak bir yürüyüş sırasında ayrıca, akarsuya yakın kesimlerde kızılağaç, çınar ve söğüt gibi su isteği yüksek ağaçlara, karayemiş, kızılcık, adi fındık, muşmula ve böğürtlen gibi ağaççık ve çalılara; çeşitli sarmaşık türlerine ve çok sayıda otsu tür ile kaya yüzeylerini kaplayan liken ve yosunlara da rastlanır. Erfelek Çağlayanları ve çevresi 2000 yılında doğal sit alanı kabul edilerek koruma altına alınmıştır.’’


Yorumlar